Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/8287 E. 2026/7292 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2025/8287
Karar No
2026/7292
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4173 E., 2025/1329 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin; "Kararın sadece parmak izine dayandırıldığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlâl edildiği, katılanın dinlenmediği ve yüzleştirme yapılmadığı, sosyal inceleme raporu alınmadığı, delillerin duruşmada okunup tartışılmadığı, suç vasfı ve zarar miktarının hatalı belirlendiğine", suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminin; "Hırsızlık amacı ile içeri girdiği, çalabileceği çok şey olmasına rağmen hiç bir şey almadığı, çok pişman olduğu, ceza almaktan korktuğum için Mahkemede doğruyu söyleyemediğine", ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesi tarafından hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve eğitim ve danışmanlık tedbirine hükmedilen diğer suça sürüklenen çocuk ... 'nin, soruşturma aşamasında şikâyetçiden çaldığı ayakkabıyı kolluğa iade etmesi, incelemeye konu olayda şikâyetçiye ait suça konu ayakkabıyı suça sürüklenen çocuk ... ile iştirak halinde çaldıkları yönünde müdafii huzurunda bir beyanının olmaması ve suça sürüklenen çocuk ... 'in tüm aşamalarda suçlamaları reddetmesi, dosyadaki görüntülerin başka olaylara ait olması ve olayın gerçekleştiği apartmanda kameranın çalışmaması karşısında, atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi gerekçe gösterilerek verilen beraat kararında isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki (1) no'lu bozma düşüncesine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.05.2023 tarihli ve 2022/7-315 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere incelemeye konu kararda Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmediği, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmediği, İlk Derece Mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile beraat kararı verebileceği kabul edilmekle, Tebliğname'deki (2) no'lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini 5271 sayılı Kanun'un gereğince görevlendirilen zorunlu müdafii ile temsil ettiren suça sürüklenen çocuk lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince farklı gerekçe ile Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm tarihine göre 25.000,00 TL. maktu vekâlet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekâlet ücretinin hazineden alınıp suça sürüklenen çocuğa verilmesine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun olan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Samsun 1. Çocuk Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2025/8287, K. 2026/7292, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2025-8287-e-2026-7292-k-469b8dbdfc70