Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4709 E. 2024/20187 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4709
Karar No
2024/20187
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3841 E., 2019/1028 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ek kararın onanması Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 24.02.2022 tarihli ve 2020/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararı doğrultusunda, sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen hükmün sanık müdafiine tebliğine rağmen yasa yoluna başvurmaması karşısında, kararın Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son cümlesi ve 5271 sayılı Ceza Muhkemesi Kanunu'nun 35/2. maddeleri uyarınca, sanığa da tebliğ edilmesi gerektiğinden öğrenme üzerine, sanık tarafından verilen 23.08.2023 tarihli ve sonraki temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin reddine dair 29.11.2023 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede: İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin zorunlu müdafi yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ile savunmanın bölünmezliği ilkesi de dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması, müdafii huzurunda savunmasının alınması ve hükmün müdafi huzurunda açıklanması gerektiği gözetilmeden, müdafiin hazır bulunmadığı oturumda hüküm açıklanarak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4709, K. 2024/20187, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4709-e-2024-20187-k-5c89ffa6b3a1