Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3948 E. 2026/7602 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3948
Karar No
2026/7602
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2735 E., 2023/3506 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... ve müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet kararının, eksik incelemeye dayandığına, delillerin yeterince değerlendirilmediği ve suçun sanık tarafından işlendiğinin kesin olarak ispatlanamadığı, temel cezanın fazla belirlendiğine, lehe kanun hükümleri ile indirim, erteleme ve HAGB hükümlerinin uygulanmadığına, kararın bozulması gerektiğine, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararının eksik incelemeye dayandığı, delillerin yeterince araştırılmadığı, kamera kaydı ve tanık bulunmadığı, suça konu eşyaların net tespit edilmediği ve suça sürüklenen çocuğun savunmasının yeterince değerlendirilmediği, kararın bozulmasına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2021 tarihli ve 2019/655 Esas, 2021/753 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/276, 2022/1615 Karar sayılı kararı ile “ suçun işlendiği Ozan Oto Kurtarma isimli yerin, bir inşaatın zemin katında bulunduğu ve yediemin deposu olarak kullanıldığının anlaşıldığı ancak katılanın yapılan hırsızlık olayından belli zaman geçtikten sonra kolluğun haber vermesi ile haberdar olduğu gibi çalınan eşyalarının miktarını bilemediğini beyan ettiği, gerek işyerinin görüntüsü gerekse katılanın beyanından bu yerin müstakil depo niteliğinde olup olmadığı, faal olarak ticaretin veya üretimin yapıldığı bir yer olup olmadığı dolayısıyla iş yeri veya eklentisi niteliğinde sayılıp sayılamayacağının şüpheye yer bırakmayacak biçimde açık olmadığı nazara alındığında; suça konu alanın sadece depo mahiyetinde yediemin işlemine konu eşya/araç/motosikletleri koymak için kullanılan müstakil bir yer niteliğinde olup olmadığının, faal olarak ticari bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının katılandan etraflıca sorulup olay yerinde usulüne uygun şekilde keşif yapılarak iş yeri veya eklentisi niteliğinde kabul edilip edilemeyeceğinin kesin ve şüpheden uzak biçimde tespiti gerekirken keşif deliline başvurulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması, sanık ... ile SSÇ hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda TCK'nın 116/4 maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanun'un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat oranında artırım yapılırken 2 yıl 12 ay yerine hesap hatası sonucu 3 yıl hapis cezasına, ardından aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken sanık ...'ya 2 yıl 21 ay yerine 3 yıl 9 ay hapis cezasına ,ardından yaş küçüklüğü indirimi uygulanarak SSÇ'ye 1 yıl 18 ay yerine 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunarak fazla hapis cezası tayini, sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas mahkumiyetin kamu malına zarar verme suçu olarak tercih edilmesine karşın hakaret suçu olarak yazılması, sanık ...'nın adli sicil kaydında daha ağır ceza ihtiva eden mahkumiyeti bulunmasına rağmen daha az cezaya mahkum edildiği ilamın tekerrüre esas alınması (aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından tekerrüre esas ceza süresi bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulması suretiyle), sosyal çalışma görevlilerinin 18 yaşından küçük SSÇ’nin özelliklerini, toplumda yapıcı bir rol üstlenmesini ve mahkemece yararlanılabilecek toplumsal kaynakların tanınmasını sağlamak üzere düzenlediği sosyal inceleme raporu nedeniyle ödenecek ücretin sanıklar ve suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'ye aykırı davranılmasından" bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2022/276, 2022/1615 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin, 02/06/2023 tarihli ve 2022/739 Esas, 2023/232 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ile sanık ... ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/3948, K. 2026/7602, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-3948-e-2026-7602-k-732c3714eaa4