Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/6494 E. 2024/17526 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6494
- Karar No
- 2024/17526
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/603 E., 2021/1050 K. ŞİKÂYET : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz isteminin, mahkûmiyete yeterli delillerin bulunmadığına ve beraat kararı verilmesine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 31/01/2019 tarihli kararı ile hırsızlık suçundan 142/2-g, 143/1 ve 62. Maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanığın istinaf istemi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2019/1112 Esas, 2020/1062 Karar sayılı ve 09.09.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, devamında temyiz kanun yoluna başvurulması neticesinde, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.02.2021 tarih, 2020/10325 Esas, 2021/2969 Karar sayılı ilamı ile sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın savunma hakkının kısıtlandığından bahisle hükmün bozulmasına ve dosyanın Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği; ancak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince dosya ele alınarak yargılama yapıldığı, bozmaya uyularak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği ve dosyanın temyiz istemi üzerine Dairemize gönderildiği; her ne kadar bozma ilamı üzerine dosyanın Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusu neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2019/1112 Esas, 2020/1062 Karar sayılı dosyasında, 5271 sayılı Yasa'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre sanığın savunma hakkının kısıtlandığından bahisle yeniden hüküm kurulması gerektiği, dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu sistematiğinde makul sürede yargılanma ilkesi ile usul ekonomisi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bozma kararı sonrasında bölge adliye mahkemesince sanığa müdafii atanarak yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün istem gibi ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.