Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/25545 E. 2024/4855 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/25545
- Karar No
- 2024/4855
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/469 E., 2023/304 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin sanığın atılı suçu işlemediğine ve eksik inceleme sonucu karar verildiğine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik -ancak aynı Kanun'un 289. maddesinin birinci fıkrası ve birinci fıkrasının (h) bendindeki düzenlemeler ile hukuka kesin aykırılık hallerinin var sayıldığı durumlarda temyiz dilekçesi veya beyanında bu husus gösterilmiş olmasa dahi Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.05.2020 tarihli ve 2019/20-358 Esas, 2020/197 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi hiçbir temyiz nedeni içermediği tespit edilen bir temyiz başvurusu bakımından 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde yer alan hukuka kesin aykırılık hallerinin kendiliğinden gözetilemeyeceği, ancak bir temyiz nedeninin varlığı hâlinde mutlak hukuka aykırılık hâlleri kapsamında temyiz incelemesi yapılabileceğinden hukuka kesin aykırılık sebebiyle hükmün bozulacağı hususu da nazara alınarak- yapılan incelemede; Dairemizin 19.09.2022 tarihli ve 2022/4834 Esas, 2022/15000 Karar sayılı ilâmı ile "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ve ayrıca hırsızlık suçu ile birlikte işlenen mala zarar verme suçunun da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığın savunmasının kendisine atanan müdafi huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" nedeniyle bozma kararı verildiği, bozma sonrası 09.03.2023 tarihli duruşmada, sanık kendisine müdafi atandığından yeni haberdar olduğunu ve bu nedenle müdafi ile görüşerek savunmasını bir sonraki duruşmada yapacağını belirttiği hâlde, sonraki celse sanık hazır bulunmadan savunması alınmamak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 147. ve 191/3. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca dosyanın Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.