Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/14733 E. 2025/4541 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/14733
Karar No
2025/4541
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2006/774 E., 2006/529 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İstanbul 33. (Kapatılan Şişli 10.) Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2006 tarihli ve 2006/774 Esas, 2006/529 Karar sayılı kararının hükümlü tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2003 tarihli ve 2002/1092 Esas, 2003/713 Karar sayılı ilâmına yönelik Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine yapılan uyarlama yargılaması sonucunda; hükümlünün yokluğunda verilen 22.09.2006 tarihli karara ilişkin olarak; hükümlüye duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği ihtarını içeren tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediği, yine zorunlu olmadığı hâlde hükümlü adına re'sen atanan müdafîine hüküm tefhim olunmuş ise de hükümlünün atanan müdafîden haberdar olmadığının anlaşılması karşısında, müdafîe yapılan tefhim ve tebliğin kendisine bağlanan hukukî sonuçları doğurmayacağı, yokluğunda verilen 22.09.2006 tarihli mahkûmiyet hükmünün bizzat hükümlüye tebliği gerektiği hâlde kendisine hükmün tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanmadığından, hükümlünün öğrenme üzerine sunmuş olduğu 21.02.2023 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu belirlenerek, Hükümlü hakkında mağdura yönelik hırsızlık suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/1, 522. maddeleri gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2003 tarihli ve 2002/1092 Esas ve 2003/713 Karar sayılı kararının hükümlüye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 28.06.2004 tarihinde kesinleştiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, Şişli 10. Asliye Ceza Mahkemesince uyarlama yargılaması yapılarak hükümlü hakkında 22.09.2006 tarihli ve 2006/774 Esas, 2006/529 Karar sayılı kararı ile 765 sayılı Kanuna göre belirlenen cezanın hükümlü lehine olduğundan bahisle aynı cezaya hükmedildiği, bilahare Cumhuriyet Başsavcılığı Asliye Ceza Masası'nın talebi üzerine İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarihli ek kararı ile 10 yıllık ceza zamanaşımının dolduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun'un 68/1-e ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmış ise de; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un “Lehe hükümlerin uygulanmasında usul” kenar başlıklı 9. maddesinin 4. fıkrasında yer alan; “Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece lehe kanun hükümlerinin değerlendirilmesi sırasında, kesinleşmiş mahkûmiyet kararına ilişkin davanın, dava zamanaşımı sebebiyle düşürülmesine karar verilemeyeceği gibi, 765 sayılı Kanun'un 112. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının dolup dolmadığı, bu bağlamda aynı Kanun'un 114. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımını kesen sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin infaz dosyasındaki tüm belgeler incelenerek değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki ceza zamanaşımı ile ilgili değerlendirme yapma görev ve yetkisinin infaz aşamasında savcılık ve infaz hakimliğine ait olduğu, keza Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.02.2009 tarihli ve 2008/5-220 Esas, 2009/28 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere "infaz edilmiş bulunan hükümlerle ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılamayacağı şeklinde bir ilke konulmasının kabul edilemeyeceği" de gözetilerek, İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarihli ek kararının yok hükmünde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede; 1.Mahkemesince uyarlama yargılaması kapsamında duruşma açıldığı ancak hükümlüye duruşmaya gelmemesi hâlinde yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içeren duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin usulüne uygun tebliğ edilmeden hüküm kurularak 1412 sayılı Kanun'un 326/2. maddesine muhâlefet edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2.5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, hükümlünün ticari taksi ile seyir hâlinde iken şoförlük yapan mağdurdan cep telefonunu konuşmak bahanesiyle alıp bilahare iade etmeyerek araçtan inip kaçması şeklinde gerçekleşen eylemi için uygulanan 765 sayılı Kanun'da öngörülen 491/3, 522. maddelerinin karşılığı, 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesine uyduğu; hükümlünün şikâyetçiye yönelik eyleminin, basit hırsızlık suçunu oluşturduğu ve bu suç yönünden 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun belirlenmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/14733, K. 2025/4541, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-14733-e-2025-4541-k-fbaf3765e329