Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/11325 E. 2023/1802 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/11325
Karar No
2023/1802
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/6 E., 2016/249 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma DAİRE KARARI : Temyiz talebinin süreden reddine İTİRAZ GÖRÜŞÜ : Temyizin süresinde kabul edilerek hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği CEZA GENEL KURULU KARARI : İtirazın kabulü ile Yargıtay 6. Ceza Dairesi kararının kaldırılmasına Sanık hakkında kurulan beraat hükmünün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33.maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bulanık Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 21.12.2015 tarihli ve 2014/123 soruşturma numaralı iddianame ile, mağdurun köy camisinde bulunduğu sırada çalınan cep telefonunun HTS kayıtlarının incelenmesinde, telefonu çalındıktan sonra ilk kullanan şahsın sanık olduğunun tespit edilmesi sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/1-a,142/1-b ve 53. maddelerinin uygulanması istemiyle dava açılmıştır. 2.Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2016/6 Esas ve 2016/249 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 3.Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2016/6 Esas ve 2016/249 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.09.2022 tarihli ve 2021/18068 Esas, 2022/11837 Karar sayılı ilâmıyla; "1412 sayılı CMUK'un 310., 5235 sayılı Kanun’un 20/1, 5271 sayılı CMK'nın 38, 260/3 ve 291. maddeleri gereğince, yokluğunda karar verilen “Görüldü Savcısı'nın, 05.08.2017'den önce verilen o yer veya mülhakat asliye ceza mahkemesi kararlarını temyiz süresinin, kararı temyize hakkı olan diğer sujelerle eşit biçimde ve tebliğden itibaren bir hafta olması ve inceleme konusu olayda, UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucunda Bulanık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.05.2016 gün 2016/6 Esas ve 2016/249 sayılı kararının 07.06.2016 tarihinde Hakim tarafından imzalanarak, görüldü savcısı ekranına gönderildiği, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından 15.06.2016 tarihinde temyiz dilekçesi gönderildiğinin anlaşılması karşısında, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz tarihinin CMUK'un 310/1. maddesindeki bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra olduğu anlaşılmakla; temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE" karar verilmiştir. 4. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.09.2022 tarihli ve 2021/18068 Esas, 2022/11837 Karar sayılı ilamına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 tarih, 2-2017/38539 sayılı itirazı ile Bulanık Asliye Ceza Mahkemesince 16.05.2016 tarihinde tefhim edilen hükme karşı, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından tefhim tarihinden itibaren bir aylık süre içinde 15.06.2016 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulduğu, bu itibarla, itirazın kabulüne, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin süresinde olduğuna ve verilen hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karara itiraz edilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 tarih, 2-2017/38539 sayılı itirazı üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.10.2022 tarihli ve 2022/10378 Esas ve 2022/14487 Karar sayılı kararı ile "UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucunda Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin 16/05/2016 gün ve 2016/6 E., 2016/249 K. sayılı kararının 07.06.2016 tarihinde Hakim tarafından imzalanarak, görüldü savcısı ekranına gönderildiği, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından 15.06.2016 tarihlerinde temyiz dilekçesi gönderildiğinin anlaşılması karşısında, CMUK'un 310/1. maddesindeki bir haftalık temyiz süresi geçtikten yapılan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince reddine dair Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 gün ve İtiraz-2-2017/38539 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan İTİRAZIN REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 19/09/2022 gün ve 2021/18068 Esas, 2022/11837 Karar sayılı red kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE" karar verilmiştir. 6. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.10.2022 tarihli ve 2022/10378 Esas ve 2022/14487 Karar sayılı kararı ile hükmün Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi sonucu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2022 tarihli 2022/6-522 Esas ve 2022/801 Karar sayılı kararı ile "5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK'nın yürürlükten kaldırılmasına rağmen 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası ile, bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağına ilişkin emredici ve istisnai nitelikte bir düzenlemeye yer verilmesi karşısında, her ne kadar 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca 28.06.2014 tarihi itibarıyla sulh ceza mahkemeleri yürürlükten kaldırılmış ise de, kanun koyucunun, bu mahkemelerin temyiz süresine ilişkin hükümlerine de atıf yapma imkanı bulunduğu hâlde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemesi de dikkate alınarak, 1412 sayılı CMUK’nın 305 ila 326. maddelerinin uygulanması gereken hâllerde, Cumhuriyet savcılarının duruşmalarına iştirak etmediği asliye ceza mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresinin bu Kanun’un 310. maddesinin üçüncü fıkrası kıyasen uygulanmak suretiyle belirlenmesi gerektiği ve bu sürenin tefhim tarihinden itibaren bir ay olduğu, 6217 sayılı Kanun ve devamında 6572 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 9. madde uyarınca duruşmalara iştirak etmeyen o yer Cumhuriyet savcısının 16.05.2016 tarihinde tefhim olunan hükme yönelik 15.06.2016 tarihinde gerçekleştirdiği temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.09.2022 tarihli ve 18068-11837 sayılı Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, dosyanın, Cumhuriyet savcısının temyiz talebine ilişkin inceleme yapılması amacıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE" karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; mağdura ait telefonu olaydan sonra ilk kez kullanan sanığın, telefonu kendisinde bulundurduğu tespit edilmesine rağmen sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verildiğine yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Mağdurun şikâyet dilekçesinde ve soruşturma aşamasında dinlenilmesinde; 14.02.2014 günü cebinde olan cep telefonunun köy caminde cuma namazı kıldıktan sonra cebinde olmadığını, telefonunun muhtemelen camide cebinden çalındığını beyan ederek şikâyetçi olduğu tespit edilmiştir. Mağdur yargılama aşamasında ise, sanığın akrabası olduğunu, şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir. 2. Çalınan cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelenmesinde, en son 13.02.2014 günü mağdura ait hat ile cep telefonunun kullanıldığı, bundan sonraki ilk kullanımın 20.02.2014 günü sanık adına kayıtlı hat ile yapıldığı, sanığın hattının 22.02.2014 tarihine kadar telefonda takılı kaldığı, bu tarihten sonra bir gün süreyle ...adına kayıtlı hat ile kullanıldığı, 24.02.2014 tarihinde tekrar sanık adına kayıtlı hattın takıldığı, 28.02.2014 tarihine kadar sanık adına kayıtlı hattın takılı kaldığı, 11.03.2014 tarihinde ise ... adına kayıtlı hattın takıldığı tespit edilmiştir. 3. HTS kayıtlarında adı görünen ...; olay tarihinde 7-8 arkadaş inşaatta işçi olarak çalıştıklarını, ihtiyaç olduğunda birbirlerinin hatlarını kullandıklarını, Bulanık ilçesine hiç gitmediğini; HTS kayıtlarında adı görünen ... ise, sanığın kendisinin yanında çalıştığını, zaman zaman hattını kendisinde bulunan telefona taktığını, sanıkta aynı anda 3-4 telefon bulunduğunu, ancak bunları nasıl elde ettiğini bilmediğini söylemiştir. Tanıklar yargılama aşamasında dinlenmemişlerdir. 4. Sanık ..., 07.12.2015 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki savunmasında mağdurun amcasının oğlu olduğunu, ayrı evlerde ikamet ettiklerini, 7-8 ay önce köyde sokakta yürürken telefon bulduğunu, telefonunun amcasının oğluna ait olduğunu öğrendiğini, ancak kendisine haber verme veya teslim etme imkânının olmadığını, telefonu çalmadığını söylemiştir. Yargılama sırasında ise, telefonu köyde yolda bulduğunu ancak kime ait olduğunu bilmediğini, telefon açılmayınca arkadaşı ...'a verdiğini beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 1.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulü ile sanığın amcasının oğlu olduğu tespit edilen mağdura ait cep telefonunu mağdur cami içerisinde iken çaldığı, HTS kayıtlarına göre çalındıktan sonra kullanan ilk kişinin sanık olduğu, sanıktan sonra telefonu kullanan şahıslardan Nuri Dursun'un sanığın bir dönem patronu olduğu, Ali Ergin ile Nuri Dursun'un akraba olduğu, sanığın ilk savunmasında cep telefonunu yolda bulduğunu ve mağdura ait olduğunu bilmesine rağmen mağdura teslim etmediğini ikrar ettiği anlaşılarak, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2.Soruşturma aşamasında dinlenen tanıklar ... ve ...'un duruşmaya davet edilerek, olaya ilişkin bilgi ve görgüleri sorulmadan mahkemece hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2016 tarihli ve 2016/6 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden beraat hükmünün 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/11325, K. 2023/1802, T. 05.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-11325-e-2023-1802-k-17d43e815446