Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/14505 E. 2025/11970 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/14505
- Karar No
- 2025/11970
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/285 E., 2021/1645 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
I) Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II) Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; caddedeki iş yerleri kameraları ile olay mahalli ev arasındaki mesafenin uzunluğu nedeniyle sanık ... olduğu tesbitine vaki itirazlarının dinlenmediğine, video çözümlerinden sanığın tedirgin hareketleri nedeniyle sonuca varılmış olmasının şüpheden sanık yararlanır kuralına aykırı olduğu hususunun da nazara alınmadığına, bilirkişi raporunun eksik deliller ve araştırmaya dayalı hazırlanmış olduğuna ve ek rapor alınması taleplerinin yerine getirilmediğine ve kelepçe takip sistemi kayıtlarının dosyaya girmemiş olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içerisindeki görüntülerden hırsızlık suçunun sanık tarafından işlendiği sabit olduğundan Adli Tıp Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ya da Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığından rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğine yönelik Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Sanığın; adlî sicil kaydında yer alan 02.06.2017 kesinleşme tarihli Samsun 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/232 Esas, 2017/57 Karar sayılı ilâmından dolayı mükerrir olduğu belirtilmiş ise de, bahse konu ilâmda da tekerrür hükümlerinin uygulanması nedeniyle sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak; 1-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan 02.06.2017 kesinleşme tarihli Samsun 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/232 Esas, 2017/57 Karar sayılı ilâmında, sanık hakkında birden fazla suçtan verilmiş cezalar olduğu gözetilerek, bu cezalardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, ilamın tamamının tekerrüre esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Sanığa yargılama gideri olarak yükletilen müdafiilik ücretinin, kovuşturma aşamasında sanığı savunmak üzere avukatın görevlendirilmesinden kaynaklandığı ve sanığa ileride haksız çıkması durumunda müdafii ücretine hükmedileceğine ilişkin yasal ihtaratta bulunulması gerektiği hâlde, sanığa bu ihtarat yapılmadan müdafii ücretinin sanığa yükletilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hüküm fıkrasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin uygulanmasına ve 890,00 TL müdafiilik giderinin sanıktan tahsiline ilişkin kısımlarının tamamının hükümden çıkarılmasına ve yerine “Samsun 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/232 Esas, 2017/57 Karar sayılı ilâmındaki, TCK'nın 142/2-h ve 168/1. maddeleri gereğince verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınarak sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesine” ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun bulunan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.