Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2010/16520 E. 2010/18819 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16520
- Karar No
- 2010/18819
- Karar Tarihi
Müessir fiil suçundan sanık ...'ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4, 59/2. maddeleri gereğince 371.346.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair (HORASAN) Sulh Ceza Mahkemesinin 11/06/2004 tarihli ve 2004/58-69 sayılı ceza kararnamesini içeren adlî sicil arşiv kaydının silinmesi talebinin, 5235 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca reddine, talep evraklarının karar ile birlikte Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve istatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 28/09/2009 tarihli ve 2009/321 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/04/2010 gün ve 2010/4557/24885 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2010 gün ve 2010/107521 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesi 2. fıkrasında "Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76 ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir." şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan cezalar kapsamında kalmadığı ve 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı Yasanın 34/2. maddesinde; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.", 232/6. maddesinde; "Hüküm fıkrasında, kanun yollarına başvurma olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklinde emredici düzenlemeler bulunmaktadır. Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin gösterilmesi zorunludur. 5271 sayılı yasanın 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru Hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı hususlarının düzenlenmesi karşısında, yasa yolu, mercii , süre ve şekilden birinin veya birkaçının hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi halinde, 5271 sayılı Yasanın 40. maddesindeki düzenleme uyarınca eski hale getirme nedeninin varlığı kabul edilmelidir. Horasan Sulh Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 28.09.2009 tarihli kararında, Adli Sicil arşiv kaydının silinmesi istemi üzerine, mahkemece istemin reddine karar verilip, itiraz yasa yolunun açık olduğu belirtilmediği gibi, başvuru mercii, süresi ve şekli de gösterilmemiştir. Kararın tebliğ evrakında da belirtilen hususlarda açıklamaya yer verilmemiştir. Hükümlünün, yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli konusunda bilgilendirilmesi ve itiraz yasa yoluna başvurması durumunda hukuksal sürecin tamamlanması gerekmektedir. 5271 Sayılı CMK'nun 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kurumu, kesin olan ya da temyiz veya itiraz edilmeden kesinleşen kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına bozulması olanaksızdır. Yasa yolu, süresi, başvuru şekli ve mercii gösterilmeyen kararın kesinleştiğinden sözedilemez. Bu itibarla, hükümlüye, başvuracağı yasa yolu, mercii, süresi ve başvuru şekli usulüne uygun şekilde açıklanarak, mahkemesince karar yeniden tebliğ edilip, kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmesi sağlandıktan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün bulunmakla, Horasan Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 28.09.2009 gün ve 2009/321 D.İş sayılı kesinleşmemiş karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.