Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2009/2439 E. 2010/4330 K. – Kasten Yaralama

Konu: Kasten Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2009/2439
Karar No
2010/4330
Karar Tarihi
Konu
Kasten Yaralama

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten Yaralama. HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın tekerrüre esas sabıkasının olmasına rağmen hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, karar tarihinden önce 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254 maddelerinde 5560 sayılı yasanın 23 ve 24. maddeleri ile yapılan değişiklik karşısında uzlaşma işleminin katılandan sorulması ile yetinilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş,dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-5237 Sayılı TCK.nun 58.maddesinin 3.fıkrasında "tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağı" ve aynı Kanunun 50.maddesinin 2.fıkrasında ise, "suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği" düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında mükerrir olması nedeniyle uygulanan maddede seçenek olarak öngörülen yaptırımlardan hakimin tercih hakkı bulunmadığından zorunlu olarak hapis cezasına hükmedilmiş olması karşısında, bu cezanın, koşulların bulunması durumunda aynı Kanun'un 50/1.maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak; 5237 Sayılı TCK.nun 50/2.maddesine göre, uygulanan maddede hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi ve zorunluluk olmaksızın hapis cezasının mahkemece tercih edilmesi halinde bu durumda artık hapis cezası adli para cezasına çevrilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle, somut olayda seçenekli cezalardan kısa süreli hapis cezasına tekerrür nedeniyle zorunlu olarak hükmedildiğinden, bu cezanın yasada aranan diğer koşullar bulunduğunda adli para cezası ya da önlemlerden birine çevrilmesine yasal bir engel bulunmadığı halde yasal engel bulunduğu belirtilerek bu durum değerlendirilmeden tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi, 2-5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi, 3-Gerekçeli karar başlığında katılan ibaresi yerine müşteki yazılması ve katılan vekilinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 232/2-b maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16/02/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2009/2439, K. 2010/4330, T. 16.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2009-2439-e-2010-4330-k-5cbb4a1dd052