Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/14755 E. 2013/13445 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14755
Karar No
2013/13445
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalının maliki olduğu aracın dava dışı üçüncü kişiye ait araca çarpması sonucu hasar bedelinin dava dışı aracın hak sahibine ödendiğini belirtip, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün sürücü belgesinin olmaması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava dışı aracın hak sahibine ödenen 9.280,00 TL’nin 17.03.2011 ödeme tarihi itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili kusura ve hasara itiraz ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre takip edilmeyip yasal üç aylık sürede yenilenmeyen davanın HMK’nin 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılması, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36. maddesi ve HMK’nin 27. maddesi uyarınca, çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Öte yandan, tebligat bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Somut olayda, ön inceleme duruşma günü davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş değildir. Bu durumda, mahkemece davacıya usule uygun şekilde tebligat yapılarak delillerinin toplanması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu yön göz ardı edilerek hüküm kurulması esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/14755, K. 2013/13445, T. 07.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-17-hukuk-dairesi-2013-14755-e-2013-13445-k-92ae7644a4ca