Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/837 E. 2013/14360 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/837
- Karar No
- 2013/14360
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; olay tarihinde şikayetçinin ... Bankasına para tahsil etmek amacıyla gittiği sırada, ... Belediye binasının önünde sanıklardan ...'in şikayetçinin yanına gelerek şikayetçiye İnce Köyüne gitmek istediğini, nasıl gidebileceğini sorduğu, şikayetçinin, İnce köyünü bilmediğini; ancak İnecik Köyünü bildiğini söylediği, bu sırada yanlarına sanık ...'ın gelerek, durumu öğrenme bahanesiyle şikayetçiye ne olduğunu sorduğu, şikayetçinin, yanında bulunan sanık ...'yi göstererek adres sorduğunu söylemesi üzerine, sanık ...'ın, en başından beri ... birliği içerisinde olduğu ...'yi sanki tanımıyormuş gibi davranarak, ne adresi, ne yapacaksın İnecik köyünde dediği, sanık ...'nin, İnecik köyünde ... bir
şahsın bulunduğunu, eşinin rahatsız olması nedeniyle paraya ihtiyacının olduğunu, kendisinde de altın saatler bulunduğunu ve satmak istediğini söylediğinde, sanık ...'ın, ... niye götüreceksin, o niye kazanacak parayı biz kazanalım, saatleri bize sat demesi üzerine, şikayetçinin bu işlerden anlamadığını, korktuğunu belirttiği; ancak sanık ...'ın, korkulacak bir şey yok diyerek şikayetçiyi saatleri alması konusunda ikna ettikten sonra ellerinde bulunan, değeri düşük altın kaplama görünümündeki saatleri şikayetçiye gösterdikleri, sanık ...'ın, şikayetçiye dört adet saati kendisinin de satın alacağını söyleyip sanık ... ile sözde pazarlık yaparak saatin tanesini 250 TL ye alma konusunda anlaştıkları, şikayetçinin, üzerinde para olmadığını belirterek, bankaya para çekmek için gitmek istediğini söylediğinde, sanıkların şikayetçi ile birlikte bankanın bulunduğu yere doğru gittikleri, bankamatiğin önünde şikayetçinin para çektikten sonra 1000 TL parayı sanık ...'ye verdiği, şikayetçinin sanık ...'a saatlerin sahte olabileceğini durumdan şüphelendiğini belirtmesi üzerine, sanık ...'ın boşver, sen yoluna ben yoluma şeklinde söyledikten sonra olay yerinden ayrılmak istediği sırada, olayı en başından beri izleyen emniyet görevlilerini fark eden sanıkların kaçmaya başladıkları; ancak yapılan takip neticesinde yakalandıkları, sanıklardan ... ...'in sol cebinden şikayetçinin verdiği 1000 TL paranın ele geçirilerek 05.05.2008 tarihli teslim tutanağı ile şikayetçiye teslim edildiği ve hırsızlık büro amirliğine sanıkların getirilerek aynalı teşhis odasına farklı iki kişi ile birlikte konulduktan sonra şikayetçiden beş kişi arasından sanıkları teşhis etmesinin istendiği, kendisini dolandıran şahısların odada bulunan sanıklar olduğunu ve kendisine altın görünümlü saatleri almaya teşvik eden kişinin de teşhis odasında bulunan sanık ... olduğunu teşhis ettiği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanıkların emniyet görevlilerini fark etmeleri üzerine kaçmaya başladıkları, yapılan takip neticesinde yakalanarak üzerlerinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen 1000 TL paranın şikayetçiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın rızası ile yapılan bir ödemenin bulunmadığı bu nedenle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağı gözetilmeden TCK'nın 168/1. maddesi gereğince 2/3 oranında cezasından indirilerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. Maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ''5237 sayılı TCK'nın 157/1, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 6 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL 'den olmak üzere 120 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ifadelerinin yerine "5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL'den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına", yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.