Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/255 E. 2013/13557 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/255
- Karar No
- 2013/13557
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek ... gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. 1-Katılan...Kimya San. Tic. Ltd. Şti isimli firmada bir dönem muhasebe sorumlusu olarak çalışan sanık ...'ın, firmanın kendisinden alacaklı olan firmalar adına keşide ederek imzalanmış olup muhasebe kayıtlarına işlemesi ve alacaklı firmalara teslimi için kendisine tevdii edilen çeklerden 1182958 no'lu 31.08.2006 keşide tarihli 3.570 TL bedelli çek ile 217017B seri no'lu 19.01.2006 keşide tarihli çeki muhasebe kayıtlarına işledikten sonra teslim etmesi gereken firmaların kaşe ve imzasını taklit ederek diğer sanıklar ... ... ve...'ya verdiği, bu sanıkların da çeklerin üzerlerine yanlış adres ve telefon numaraları yazıp ciro ederek ... ve Fortis Bank'a çekleri ibraz edip toplam 6.550 TL'yi tahsil ettikleri, sanıkların bu şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek resmi belgede sahtecilik ve bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; sahteliği iddia ve kabul olunan 19/01/2006 keşide tarihli 2.980 TL bedelli ... A.Ş lehine keşide edilen çekteki ilk cironun lehdar şirket yetkilisine ait olup olmadığı belirlenmeden, yine 31/08/2006 tarihli 3.570TL bedelli Bileşim Kimya lehine keşide edilmiş çek üzerinde inceleme yapılmasına rağmen sahte olduğu kabul edilen ilk cironun lehdar şirket yetkilisine ait olup olmadığı yönünde inceleme yapılmadığının anlaşılması karşısında maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılması açısından söz konusu ciroların ... A.Ş, OBA Plastik Kimya ve Bileşim Kimya şirket yetkililerine ait olup olmadığının ekspertiz raporu alınarak tespit edilip ayrıca katılan...Kimya San. Tic. Ltd. Şti ile ... A.Ş. ve Bileşim Kimya arasındaki ticari ilişkinin araştırılmasından sonra sonucuna göre tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; a-Resmi belgede sahtecilik suçu açısından, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği üzere 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesinde bulunan “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda suça konu çeklerin sanık ... tarafından değişik zamanlarda temin edilip diğer sanıklara verildiğine dair delil bulunmaması nedeniyle tek suç oluştuğu gözetilmeden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini, b-5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, aynı maddenin 6.fıkrası gereğince "Sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği" hususlarını irdeleyen gerekçeye dayandırılması gerektiği, sanıklar ... ... ile...'ya yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan ... maddi bir zararının bulunmadığı da gözetilerek kayden sabıkasız olan sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken katılanın zararının giderilmemiş olduğu gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.