Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/12540 E. 2012/44016 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/12540
Karar No
2012/44016
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu Kurum ve Kuruluşları Aracı Kılınmak Suretiyle Dolandırıcılık, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi, Resmi Belgede Sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... haklarında hükmolunan ceza miktarlarına nazaran sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede; 1- Müştekiler ... ve ... vekilinin temyiz istemine yönelik yapılan incelemede; Sanıklar tarafından motor ve şase numaraları değiştiridiği iddia edilen ruhsatı ölen ...'ye ait ... plakalı araç yönünden iddianamede sanıklara isnat edilen bir suç bulunmaması nedeniyle doğrudan zarar görmeyen miraşçı konumundaki müştekiler ... ve ...'nin kamu davasına katılma hakları bulunmadığından müştekiler vekilinin mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, 2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., hakkında 04.02.2009 tarihli iddianamedeki sevk maddeleri gereğince kamu kurum ve kuruluşları aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde; Temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde sayılan hususlar gerekçe ve hüküm kısmında her sanık hakkında ayrı ayrı değerlendirildiğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinde 5237 sayılı TCK 62 ve 51 ve 231. maddelerinin sanıkların gerçek anlamda pişman olduğuna dair tavır ve davranışlarının bulunmayışı gerekçe gösterilip uygulanmaması karşısında çelişkili şekilde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. 5237 sayılı TCK'nın 61/8. maddesindeki "adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleşmesine yönelik arttırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur." düzenlemesi karşısında 5237 sayılı TCK'nın 168/1 maddesinin uygulanması sırasında indirimin temel ceza olarak belirlenen gün sayısı yerine nisbi miktar üzerinden yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 165/1 maddesinde hürriyeti bağlayıcı cezanın yanı sıra adli para cezasının da uygulanmasının zorunlu olması karşısında bu madde gereğince adli para cezasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanıklar ... ve ...'ne atılı eylemlerin aynı zamanda sahtecilik suçunu oluşturduğu anlaşıldığından bu suç yönünden zamanaşımı süresi içersinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olaya gelince, sanıkların, çalıntı yada başka bir şekilde trafikten çıkan araçları veya çalıntı araçlara ait parçaları bir şekilde elde ederek bunlara ait şase numaralarını kesip suça konu araçlara monte ederek noter aracılığı veya harici sözleşme ile katılanlara ve müştekilere sattıkları ve değişik plaka numaralarına uygun trafik tescil belgesi ve ruhsat aldıkları ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanması suretiyle dolandırıcılık ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarını işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri, sanık ..., ... ve ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 3- Sanıklar ... ve ... hakkında birleştirme kararı verilen Mersin 3. Ağır ceza Mahkemesi'nin 2009/305 esas nolu dosyasındaki 03.07.2009 tarihli iddianamedeki sevk maddeleri gereğince kamu kurum ve kuruluşları aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, Resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde; a) Sanıklar ... ile ...'e, CMK'nın 191/3-b maddesi uyarınca birleştirme kararı verilen Mersin 3. Ağır ceza Mahkemesi'nin 2009/305 esas nolu dosyasındaki 03.07.2009 tarihli iddianame okunmadan ve burada atılı eylemler nedeniyle sorguları yapılmadan hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması, b) Sanık ...'un ... plaka sayılı hasarlı aracın şase ve motor numaralarını çalıntı olan ... plaka sayılı araca monte etmekten ibaret eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu anlaşılmakla bu suç nedeniyle dava zamanaşımı süresinde kamu davasıo açılması mümkün görülmüştür. Sanığın, suç konusu aracın müştekiler ..., ... ve ...'e devredilmesine iştirak ettiğine dair dosya kapsamında yeterli ve inandırcı delil bulunmaması karşısında beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; TCK'nın 165/1 maddesinde hürriyeti bağlayıcı cezanın yanı sıra adli para cezasının da uygulanmasının zorunlu olması karşısında bu madde gereğince adli para cezasının uygulanmaması, Sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde 5237 sayılı TCK 51, 62 ve 231 maddelerinin sanıkların gerçek anlamda pişman olduklarına dair tavır ve davranışlarının bulunmayışını gerekçe gösterip uygulanmaması karşısında çelişkili şekilde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, 5237 sayılı TCK'nın 61/8. maddesindeki "adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleşmesine yönelik arttırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur." düzenlemesi karşısında 5237 sayılı TCK'nın 168/1 maddesinin uygulanması sırasında indirimin temel ceza olarak belirlenen gün sayısı yerine belirlenen adli para cezası üzerinden yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin ve ...'un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 19.11.2012 Tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/12540, K. 2012/44016, T. 19.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2012-12540-e-2012-44016-k-da8f865bf812