Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/67325 E. 2013/13838 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/67325
Karar No
2013/13838
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Somut olayda; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında bankadan kredi almak için ... adına sahte maaş bordrosu, resmi belge niteliğinde olan sahte ikametgah ilmühaberleri tanzim etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, sanık ...’un kardeşi ...’un nüfus cüzdanını ...’dan gelecek bir para havalesini çekebilmek için kendisinden aldığını, eylemlerden ...’un haberi olmadığını, bankadan kendi adına kredi çekemediği için kardeşinin kimliğini kullanmayı düşünerek bu hususta sanıklardan ...’dan yardım istediğini, belgelerin bu şahıs tarafından düzenlendiğini, önce ... şubesine kredi başvurusunda bulunduğunu bu başvurunun reddedildiğini bilahare sanık ...’nın amcası olan ...’nın emekli bankacı olduğunu yardımcı olabileceğini söylemesi üzerine bu şahıslarla bağlantı kurduğunu kredi alındığı takdirde alınan krediden bir miktarını şahıslara verebileceğini taahhüt ettiği,... tarafından düzenlenen belgeleri ...’ya verdiğini, bu şahıs tarafından aynı bankanın Keçiören şubesine belgelerin verildiği, buna rağmen kredi başvurusunun red edildiği, sanık ...’un oto yedek parça şirketinde çalıştığı, ancak ... Matbaa İnşaat Ltd şirketinde çalıştığına ilişkin olarak düzenlenen Ekim ayı maaş bildiriminin gerçeği yansıtmadığı, sanık ...’un 24.09.2007 günlü Yenimahalle İlk yerleşim mahallesi muhtarlığınca düzenlenen ikametgah ilmühaberinin sahte olduğu, bilirkişi raporunda suça konu ikametgah belgesindeki imzanın ilgili mahalle muhtarı ... eli ürünü olmadığı, muhtar adına atılı imzanın sanıklar eli ürünü olmadığı ancak ikametgah belgesinin iğfal kabiliyetine haiz olduğunun belirtildiği, ... bank ... şubesi kredi müracaat formunun muhtevasındaki yazıların sanık ... elinden çıktığının belirtildiği, sanık ...’a ait PC üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dava dışı birçok şahsa ait kimlik bilgileri, mühürlü ve imzalı noter belgeleri, imza sirküleri, ticaret sicil gazetesi sayfaları, üzerinde oynama yapıldığı scannerden taranarak diskte bekletilen maaş bordrosu, boş bir halde birkaç muhtarlı imzalı ve mühürlü ikametgah ilmühaberi, hazırlanmış mühür ve imzası sonradan ekli sahte ticaret sicil gazetesi sayfaları bulunduğunun anlaşıldığı, sanık ... vasıtasıyla sanık ... kredi başvurusunun yapılmasında aracılık yaptığı, sanık ...’nın müracaat sırasında amcası ... ile sanık ...’u tanıştırmak suretiyle bu bankaya yönelik olarak yapılan dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği, belgeleri ... ile birlikte bankaya bizzat götürdüğü, her ne kadar katılan banka ... ve ... şubelerine ... adına kredi almak için müracaatta bulunulmuş ise de; sanık ...’un anılan belgelerin ve başvuru formunun düzenlenmesinden haberi olduğu hususunda resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği yönünde cezalandırılmasına yeterli delil elde edilemediğinden beraatine, diğer sanıkların sahte başvuru formu, ikametgah belgesi ve maaş belgesi tanzim etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmakla, Sanık ...’ın UYAP’tan alınan adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıka ilamının infaz tarihinin belli olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve ayrıca sanık ... hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı Kanun’da 765 sayılı Kanun’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 sayılı Kanunun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik TCK'nın 158/1. fıkrasına eklenen “... Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158. maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 52. maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61. maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK'nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan adli para cezasının belirlenerek eksik adli para cezası tayini, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/67325, K. 2013/13838, T. 24.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-67325-e-2013-13838-k-3713947436ee