Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/17432 E. 2012/43990 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/17432
Karar No
2012/43990
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, ergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanık ...’ın İran şivesi ile konuşup kendisini İranlı bir şahıs olarak tanıtarak seyyar altın kaplama görünümlü kol saati sattığı, diğer sanık ...'in ise alıcı gibi görünerek bu saatlerden aldığı, sanık ...'in diğer sanığa sattığı saatler karşılığı aldığı parayı farklı tarihlerde orada bulunan müştekilere göstererek kendisinin yabancı olduğunu, gösterdiği paraların sahte olup olmadığını anlayabilmek için müştekilerin paraları ile elindeki parayı karşılaştırmak istediğini söylediği bu suretle sanıkların müştekilerin üzerlerinde ne kadar para olduğunu tespit ettikleri, akabinde sanık ...’in müştekilerle konuşarak saatleri ucuza aldığını daha fazla almak istediğini ancak yanında parasının olmadığını saatlerin paralarını vermeleri halinde yakın olan işyerinden para alıp geri vereceğini söyleyip müştekilerden saat paralarını alıp diğer sanık ...'e verdikten sonra, işyerine doğru yürümeye başladıkları sırada sanıkların ortadan kayboldukları şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. A-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine Ancak; 5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine Ancak; 1-Hükümden sonra 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231.maddesi gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2-5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/17432, K. 2012/43990, T. 14.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-17432-e-2012-43990-k-c94f9ef2499d