Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/11028 E. 2012/846 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/11028
Karar No
2012/846
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK' nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede, Sanığın adli sicil kaydına göre Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/723 E ve 2004/1873 K sayılı ilamının tekerrüre esas teşkil ettiği gözetilmeksizin sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Sanık müdafiinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Dosya içeriğine ve anlatımlara göre sanığın mağdurun çalıştığı iş yerine gelerek patronunu sorması, mağdurun patronun dışarıya çıktığını söyleyerek sanığın görüşmesini sağlamak için kendisine ait cep telefonundan patronunu araması, ancak telefonun çekmemesi üzerine sanıkla beraber iş yerinin kapısının önüne çıktıklarında dükkan telefonunun çalması üzerine mağdurun içeri girdiği sırada sanığın telefonu mağdurdan alarak dışarıda görüşeceğini söyleyip cep telefonu ile ortadan kaybolması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK' nun 155/1 maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu ve mağdurun 14.12.2005 tarihli celsede şikayetinden vazgeçtiği gözetilmeksizin yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşülerek dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, 2- Kabule göre de; a- Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini, b- Sanık müdafiinin 04/05/2006 tarihli celsede "lehe hükümlerin uygulanması" yönündeki talebinin 5237 sayılı TCK' nun 52/4 maddesinde tanımlanan adli para cezasının taksitlendirilmesini de kapsadığı gözetilmeden, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, c- Sanığın 10.11.2005 günü gözaltına alınıp 11.11.2005 günü tutuklandığı ve 1 gün süre ile göz altında kaldığı gözetilmeksizin sanık hakkındaki tutuklama müzekkeresinin yerine getirilmesine başlanmadığının bildirilmesi gerekçe gösterilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK' nın 63. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, d- 5237 Sayılı TCK'nun 53. maddesi uygulamasında a,b,d,e bentlerinde gösterilen hakları mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunma haklarını koşulu salıverme tarihine kadar kullanamayacağının hükümde gösterilmemesi, e- Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/11028, K. 2012/846, T. 17.01.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-11028-e-2012-846-k-3b80e968484f