Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2008/9625 E. 2008/11286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/9625
Karar No
2008/11286
Karar Tarihi

... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 6.6.2007 tarih ve 25-48 sayılı hükmün Dairenin 12.2.2008 tarih ve 11242-1845 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, 133 ada 5 nolu parseldeki taşınmazı 24.8.2004 tarihinde davalıya sattığını, karşılığında 1.10.2005 vade tarihli bono aldığını, davalının vade tarihinde 18.000 YTL. ödeme yaptığını, bakiye bedeli için yeni bir senet verdiğini ancak ödemediğini, yapılan takibe de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.02.2008 tarih ve 2007/11242 esas, 2008/1845 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı taraf bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Davacı, 133 ada 5 nolu parseli davalıya 24.8.2004 tarihinde haricen sattığını, karşılığında 1.10.2005 vadeli 30.000.00 YTL’lik bono aldığını, bononun 18.000.00 YTL’lik ödendiğini bakiyesi için davalının yeni bir senet verdiğini, ancak bu senedin ödenmediğini yaptığı icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, davalı ise bono bedelini elden ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının ödemeyi kanıtlayamadığı için davanın kabulüne dair verdiği karar, Dairemizin 22.1.2007 tarihinde “Satışa konu taşınmaz tapulu olup, satışın TMK 706, BK 213, Tapu Kanunu 26 maddeleri gereği resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, tarafların bu sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağı, ancak sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiklerini geri isteyebileceği, ödenmeyen satış bedelinin tahsiline karar verilmesinin geçersiz sözleşmeyi, geçerli hale getireceği bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece 6.6.2007 tarihinde davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 12.2.2008 tarihli kararıyla hüküm onanmış, davacı bu defa karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Davacının tapuda kayıtlı taşınmazını davalıya sattığı, satış bedelinin bir kısmını ödediği, bakiye 18.000.00 YTL’nin ödenmediği, davacının ödenmeyen kısım için icra takibi yapıp itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali ve %40 inkar tazminatı istemiyle bu davayı açtığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin kararın temyizi üzerine Dairemizin 22.1.2007 tarihli ilamındaki tapulu taşınmazın satışının TMK 706, BK 213, Tapu Kanunu 26 maddelerine göre resmi şekilde yapılması gerektiği, resmi şekilde yapılmayan satış sözleşmesinin geçersiz olup taraflar lehine hak ve yükümlülük doğurmayacağı, tarafların sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre ancak verdiklerini geri isteyebileceği, davacının ödenmeyen bakiye satış bedelini isteyemeyeceğine dair bozması ilke olarak doğrudur. Ne varki davacı tapulu taşınmazını 24.8.2004 tarihinde harici sözleşme ile davalıya sattıktan sonra 18.11.2004 tarihinde resmi satış işleminide gerçekleştirdiği dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile tapu kaydın da anlaşılmaktadır. Bu durumdan tapulu taşınmazın davalıya devri ile ilgili resmi satış işleminin gerçekleştiği ve satışın geçerli olduğu belirlenmiştir. Bu durumda davacı ödenmeyen bakiye satış bedelini davalıdan talep edebilir. Gelişen bu aşamada usule ilişkin kazanılmış hak kavramının da irdelenmesi gerekir. Mahkeme veya taraflarca yapılan bir işlemle taraflardan birisi lehine bir sonuç doğmuşsa bu durum karşı taraf lehine kazanılmış hak doğurur. Örneğin bilirkişi raporuna taraflardan birisi itiraz etmediği takdirde, bilirkişi raporun da belirlenen ve karşı taraf lehine olan hususlar kazanılmış hak doğurur. Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre Yargıtay Bozma İlamına mahkemece uyulduğundan, bozma ilamı içeriği itibarı ile taraflar lehine olan hususlarda taraflar için kazanılmış hak doğar. Mahkeme artık bozma ilamı içeriğine göre işlem yapmakla yükümlüdür. Ne varki kural bu olmakla birlikte bu kuralın istisnaları da mevcuttur. Bu istisnalardan biriside maddi hataya dayalı olarak verilen bozma kararına uyulması usulen kazanılmış hak doğurmaz. (HGK.15.3.1972 tarih 1968/1-277. 176 sayılı karar) somut uyuşmazlıkta Dairemizin bozma ilamında tapulu taşınmazın harici satışının geçersiz olduğu, bu nedenle davacının geçersiz satış sözleşmesine dayanarak talepte bulunamayacağı vurgulanmasına karşın dosya içinde bulunan nizalı taşınmazın tapu kaydına göre davalı alıcıya yasada öngörülen şekilde bozma kararından önce 18.11.2004 tarihinde resmi satış işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Satışın geçerli olarak yapıldığına dair bu maddi vakıa Dairemizce maddi hataya dayalı olarak gözden kaçırıldığından 22.1.2007 tarihli bozma ilamına uyulması davalı lehine kazanılmış hak doğurmaz. Bu durumda davacı ödenmeyen satış bedelini davalıdan talep edebilir. Taraflar arasında satış bedelinin 30.000.00 YTL olup bunun 18.000.00 YTL’sinin ödendiği kalan 12.000.00 YTL’si için davacıya bono verildiği, konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı bu senet bedelinin ödenmediğini ancak senedi kaybettiğini iddia etmekte davalı ise senet bedelini elden davacıya ödediğini, davacının senedi kaybettiği gerekçesiyle iade etmediğini savunmaktadır. Davacı bakiye alacağı için davalıdan bono aldığını kabul ettiğine göre kural olarak TTK 669 maddeleri gereğince senedi ibraz etmediğinden veya zayi nedeniyle iptal kararı almadan bu senede dayalı olarak talepte bulunamaz. Davalı ise bono bedelini ödediğini yasal delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Hal böyle olunca davacıya kaybolan bono ile ilgili zayi nedeniyle iptal davası açması için mehil verilip, iptal kararı alındıktan sonra davalının ödemeye ilişkin tüm delilleri toplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekir. Gerekçeyle bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşıldığından davacının karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 12.2.2008 tarihli 2007/11242 esas 2008/1845 karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/9625, K. 2008/11286, T. 07.10.2008, www.arakarar.com/karar/yargitay-13-hukuk-dairesi-2008-9625-e-2008-11286-k-e69246b8e05b