Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/3089 E. 2012/4072 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/3089
- Karar No
- 2012/4072
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Hasımsız olarak açılan davadan dolayı Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.01.2012 gün ve 2012/24 - 2012/5 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili Bankanın Kozyatağı Ticari /İstanbul Şubesi müşterilerinden Ferroli Isıtma ve Klima Sis. Tic. Ser. A.Ş. tarafından tahsile verilmiş bulunan keşidecisi... olan, 30/10/2011 keşide tarihli, 200,00 TL meblağlı senedin kaybolduğunu, bu nedenle senet hakkında ödemeden men yasağı kararı verilerek dava konusu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, TTK'nun 669 maddesi gereğince yetkili mahkemenin ödeme yeri mahkemesi olup dava konusu “çekin” ödeme yerinin Kozyatağı şubesi olduğu, emredici nitelikteki bu düzenlemenin re'sen göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve dosyanın yetkili ve görevli Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı davacı vekiline 24.1.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 7.2.2012 tarihinde mahkeme kalemine intikal edip harçlandırıldığı ve 8.2.2012 tarihinde temyiz defterine kayıt edildiği gözlenmiştir. 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinde, “Bölge Adliye Mahkemelerinin Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü yer almakta olup bu durumda, belirtilen tarihe değin 1086 sayılı Kanun’un Üçüncü Bab’ının “Temyiz” başlığını taşıyan Birinci Fasıl’ına ilişen 427 ila 444. maddelerinin uygulanmasına devam olunacaktır. Bu nedenle, 1086 sayılı Yasa’nın 437. maddesinde belirtilen sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin 8 gün olduğuna ilişkin kanun hükmünün de yine aynı tarihe değin yapılacak temyiz istemlerinde uygulanması gerekmekte olup, yerel mahkemenin gerekçeli kararında temyiz süresini iki hafta olarak bildirmiş olması, açıklanan kanuni düzenleme karşısında davacı tarafa bir hak bahşeder nitelikte değildir. Açıklanan durum karşısında, davacı vekilinin temyiz isteminin, belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde yasal 8 günlük süreden sonra yapıldığı açıktır. Bu nedenle, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca REDDİNE, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.