Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/1044 E. 2026/3766 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1044
- Karar No
- 2026/3766
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi içinde icra mahkemesine müracaat ederek imzaya itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulü ile alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedildiği, alacaklının istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine dair hüküm kurulduğu görülmektedir. İİK'nın 170/3. maddesinde, İcra Mahkemesince, aynı Kanun'un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacak inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirilmesi durumunda itirazın kabulüne karar verileceği hükme bağlanmış, aynı maddenin 4. fıkrasında ise; itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklının senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edileceği öngörülmüştür. Somut olayda, Mahkemece ayrı bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan taraflar arasındaki menfi tespit davası sırasında Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/70 Esas sayılı dosyasından aldırılan 13.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda takip konusu senetteki imzaların borçlunun eli ürünü olmadığı yönünde bildirilen kesin kanaat raporu uyarınca sonuca gidildiği görülmekle, alacaklının inkar tazminatı ve para cezası ile sorumlu tutulması isabetsiz ise de, alacaklının istinaf başvuru dilekçesinde aleyhine hükmedilen tazminat ve para cezasına dair kararı istinaf etmediği görülmektedir. Ancak para cezası re'sen gözetilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 29.09.2025 tarih ve 2024/554 Esas, 2025/140 Karar sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
Çorlu İcra Hukuk Mahkemesinin 05.12.2023 tarih ve 2022/248 Esas, 2023/597 Karar sayılı kararının hüküm bölümünün para cezasına ilişkin “1” nolu bendinin “aynı sebeple senetler üzerindeki alacak miktarının %10'u oranında para cezasının davalı alacaklıdan alınarak hazineye irat kaydına” kısmının tamamen silinerek karar metninden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca ONANMASINA, karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.