Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4798 E. 2025/8113 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4798
- Karar No
- 2025/8113
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile dava dışı borçlu ..Dış Ticaret A.Ş. arasında 26/05/2010 tarihinde Faktoring Sözleşmesi akdedildiğini, davalılardan ... ve dava dışı Yakup Kılıçaslan’ın ise anılan sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladıklarını, sonrasında ise borcun süresinde ödenmediğini, ihtara rağmen borç ödenmeyince borçlular aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2011/22290 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçluların borca yeter malvarlığının bulunamadığını, ancak davalı (borçlu) ...'nin adına kayıtlı İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, Mecidiye Mahallesi, 42 pafta, 455 ada ve 22 parseldeki taşınmazı 23/02/2011 tarihinde 505.000,00-TL bedelle davalılardan ...’e, ...'in ise aynı taşınmazı 4 (dört) ay gibi kısa bir süre içerisinde 29/06/2011 tarihinde 1.300.000,00-TL bedelle yine davalılardan ...'a devrettiğini, bu nedenle ...’ye ait taşınmaz üzerinde haciz tatbik edilemediğini, davalı ...’nin ve sonrasında davalı ...’in taşınmaz üzerindeki tasarruflarının borcu ödememek ve alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile yapıldığını belirterek davaya konu tasarrufların İİK.’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptaline, mahkemece son malik olan davalı ...’ın iyi niyetli olduğu kanaatine varılması halinde ise talebin bedele dönüştüğü gözetilerek taşınmazın değerine taalluk eden miktar üzerinden alacaklarını karşılar miktarda tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin serbest mali müşavir olduğunu, işyeri için kendisine taşınmaz aradığını, dava konusu taşınmazın satılık olduğunu arkadaşlarından öğrendiğini, daha sonra taşınmazla ilgilenerek davalı ...’den satın aldığını, müvekkilinin asıl borçlu ve müşterek kefil ile herhangi bir ticari ve mesleki ilişkisinin bulunmadığını, ... tarafından taşınmazın tahliyesi için müvekkilinden süre talep edildiğini, müvekkilinin taşınmazın bir kısmını kendisine işyeri yapmayı, bir kısmını ise kiraya vererek yüksek kredi taksit maliyetini düşürmeyi amaçladığını, satıcı ...'nin taşınmazın tahliyesini geciktirmesi üzerine taşınmazı kiraya verememesi sebebiyle kredi taksitlerini ödemek için taşınmazı satma kararı aldığını, mal kaçırma gibi bir düşüncesinin olmadığını, taşınmazı emlakçı vasıtası ile satışa sunduğunu, alıcıyı da tanımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 29/06/2012 tarihinde 1.300.000,00-TL. bedel ödeyerek davalılardan ...’ten dava konusu taşınmazı konut olarak kullanmak amacı ile satın aldığını, taşınmazın tadilat aşamasındaki ve sonrasındaki fotoğraflarının İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2012/137 Esas sayılı dosyasına sunulduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından piyasa değerinin altında bir bedelle satın alındığına yönelik davacı yan iddialarının asılsız olduğunu, ... Bankası'nın 24/06/2011 tarihli eksper raporunda gayrimenkul için 1.600.000,00-TL değer biçildiğini, müvekkili tarafından taşınmazın devralınması için aynı bankadan 1.047.470,49-TL tutarında konut kredisi kullanıldığını, ayrıca taşınmaz üzerinde bu krediden dolayı banka ipoteği bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satıcı borçlunun (...’nin) tanımadığı bir avukata oldukça değerli bir taşınmazının satışı konusundaki yetkiyi de içeren vekaletname vermesinin ticari hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığı, alıcı ...’in tapusunu henüz almadan 1 (bir) ay önce hiç tanımadığı bir satıcıya, mutad kaparo miktarını oldukça aşan ve neredeyse taşınmaz bedelinin yarısı kadar olan bir meblağı (500.000,00-TL.’yi) peşinen ödemesi ve tapu devri yapılmadan böylesi bir meblağın ödenmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, satıcı ...’nin vekili olarak satış işlemini gerçekleştiren Av. ...’in huzurdaki davada ise alıcı davalı ...’in vekili olduğu, birbirini tanımayan insanlar arasında bu kadar tesadüfün birbiri ardına gerçekleşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, buna göre davalı ...’in borçluların mal kaçırma kastını bildiği ve muvazaalı satış işlemlerine bilerek iştirak ettikleri, dava konusu tasarruf işlemlerinden davalı ... ile davalı ... arasında yapılan 29/06/2011 tarihli satışta; tapuda taşınmazın resmi satış bedeli olarak 1.300.000,00-TL gösterildiği ve taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin emlak değerleme uzmanı bilirkişi tarafından 1.450.000,00-TL olarak tespit edildiği, bir misli fark bulunmadığı, ayrıca davalılardan ...’ın borçluların alacaklıdan mal kaçırma eylemini bilecek durumda olmadığı, davalılarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığı ve de iyi niyetli olduğu gerekçesiyle müteveffa davalı ...’nin mirası reddeden mirasçıları ..., ... ve ... yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden açılan davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın satılmış olması nedeniyle İİK.’nun 283/2 maddesi gereğince talep bedele dönüştüğünden, bu davalının dava konusu İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Mecidiye Mahallesi, 42 pafta, 455 ada, 22 persel sayılı 5 09... miktarlı natamam bahçeli kagir ev nitelikli taşınmazı elinden çıkardığı tarih olan 29/06/2011 tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değeri olan 1.450.000,00-TL üzerinden alacaklı davacının İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2011/22290 Esas sayılı icra takip dosyasındaki alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere davalı ...’ten nakden tazmin edilerek davacıya verilmesine, davalı ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili ile davalı ... vekillerinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması, Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, satılan taşınmaz üzerinde, ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü, bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılması gerekmektedir. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmeli, öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince; satıcı borçlunun (...’nin) tanımadığı bir avukata oldukça değerli bir taşınmazının satışı konusundaki yetkiyi de içeren vekaletname vermesinin ticari hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığı, alıcı ...’in tapusunu henüz almadan 1 (bir) ay önce hiç tanımadığı bir satıcıya, mutad kaparo miktarını oldukça aşan ve neredeyse taşınmaz bedelinin yarısı kadar olan bir meblağı (500.000,00-TL.’yi) peşinen ödemesi ve tapu devri yapılmadan böylesi bir meblağın ödenmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, satıcı ...’nin vekili olarak satış işlemini gerçekleştiren Avukat ...’in huzurdaki davada alıcı davalı ...’in vekili olduğu, birbirini tanımayan insanlar arasında bu kadar tesadüfün birbiri ardına gerçekleşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle borçlunun alıcı ile birlikte alacaklıdan mal kaçırmak kastı ile hareket ettiği sonucuna varılarak davanın davalı borçlu ... ve davalı alıcı 3.kişi ... yönünden kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığının buna göre değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın 23.02.2011 tarihinde davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'e 505.000,00 TL bedelle devredildiği, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 1.415.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı 3.kişi ...; aslında taşınmazı almak için 21.01.2011 tarihinde ... Bank A.Ş.'den konut kredisi için başvurduğunu, hatta bu tarihli ekspertiz raporunun bulunduğunu, ancak daha sonra ... Bank A.Ş.'nin kredi başvurusunu reddetmesi üzerine, başka bir bankaya kredi başvurusunda bulunduğunu, bu sırada da 28.01.2011 tarihinde davalı takip borçlusunun hesabına taşınmazın satış bedeline mahsuben 500.000,00-TL tutarında ödeme yaptığını, kredinin çıkması üzerine de 23.02.2011 tarihinde taşınmazı tapudan devraldığını, işlemlerin takibinin yapılabilmesi için de tapu devrinden bir gün önce 22.02.2011 tarihinde davalı ...'in Avukatı ...'e, yalnızca tapunun davalı ...'e devri için davalı ... tarafından vekaletname verildiğini belirterek bu konudaki belgeleri dosyaya sunmuştur. Dairemiz uygulamasına göre de devir tarihine yakın tarihli banka ödemesinin dava konusu taşınmazın devri için ödenen para olduğu kabul edilerek bu durumda taşınmazın bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen bedel arasında mislini aşan bir fark bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, dava konusu taşınmazın değerinin bir kısmının bankadan ödenmesinden sonra, davalı borçlu tarafından davalı 3.kişi ...'in Avukatı ...'e taşınmaz devri için verdiği vekaletname ile devredilmesi de tek başına davalılar arasında kötü niyeti göstermeyeceğinden, bundan başka davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da davacı tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın davalı ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.