Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4387 E. 2025/6585 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4387
Karar No
2025/6585
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, alacağın ipotekle teminat altına alındığını ileri sürerek genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince kefalet borcunun ayrıca rehinle teminat altına alınmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçe ile esastan reddine karar verildiği görülmektedir. İİK'nın 45. maddesi, asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla İİK'nın 45. maddesi, asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi) ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmü yer almaktadır. Bu konudaki başvurular, bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin bulunduğundan, İİK’nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülebilir. Öte yandan bir (üçüncü) kişi, hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem (asıl borçlu ile birlikte) ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir (Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı İkinci Basım 2013). Bu durumda, kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri, kendi kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise, Dairemizin içtihatları gereğince, bu halde asıl borçlu gibi haklarında öncelikle İİK'nın 45. maddesinde öngörülen rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması zorunluluğu vardır. Diğer taraftan alacağın ipotekle karşılanmayan kısmı için müteselsil kefil aleyhine genel haciz yolu ile takip yapılabilir. Somut olayda, alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından dava dışı ... Et Tavuk Besi Tarım ... Ltd. Şti'ne (Eski Ünvanı: ... Besi Tarım ... Ltd. Şti- ... Besi Tarım ... Ltd. Şti.) kredi kullandırıldığı, şikayetçi borçlunun bu sözleşmelerin müteselsil kefili olduğu, alacaklı banka tarafından öncelikle 20.10.2023 tarihinde toplam 3.635.116,69 TL alacağın tahsili için takip dışı asıl borçlu şirket ile şikayetçi borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi; akabinde de aynı tarihte toplam 3.639.816,69 TL alacağın tahsili için şikayetçi borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ipotekli takibin dayanağı olan ve şikayetçi borçlunun maliki olduğu dokuz adet taşınmaz üzerine (farklı derecelerle) tesis edilen ipoteklere ilişkin resmi akit tablolarının incelenmesinde, toplam ipotek limitinin 3.676.000,00 TL olduğu, sözleşme şartlarına ilişkin 1 nolu maddede "keza ... Bankası A.Ş. ... Mahallesi/... Şubesi ve diğer tüm Şubeleri ile kendi adıma/adımıza yapılmış ve yapılacak sözleşme taahhütleri ile bilcümle işlem gereği kullanmış ve kullanacak olduğum her türlü kredi ile gerek kefalet ve garanti sözleşmeleri gerekse keşideci, ciranta ve/veya aval veren sıfatıyla kambiyo senetlerinden doğmuş ve doğacak borçlarımdan..." ifadelerine yer verildiği görülmüş olup, buna göre şikayetçi borçlunun kefaletinden kaynaklanan borçlarının da rehinle teminat altına alındığı anlaşılmıştır. O halde, İİK’nın 45. maddesinin amir hükmü gereği, şikayetçi borçlu hakkında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunlu olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, şikayete konu genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin 17.04.2025 tarih ve 2024/11 48... /664 Karar sayılı kararının (KALDIRILMASINA), ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 21.05.2024 tarih ve 2024/ 37... /67 Karar sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesin, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/4387, K. 2025/6585, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-4387-e-2025-6585-k-2df91b3ccf98