Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/2718 E. 2024/8110 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2718
Karar No
2024/8110
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, alacaklının kıymet takdir raporunun tebliği talebinin, icra müdürlüğünce İİK’nın 106 -110. maddeleri uyarınca hacizlerin düştüğü, kıymet takdirinin hükümsüz kaldığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi işlemini şikayete ilişkin olup, bu karar İİK'nın 363. maddesinde istinaf yolu kapalı olan kararlar arasında sayılan "kıymet takdirine ilişkin şikayet" kapsamında olup kararın istinaf ve dolayısı ile temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nun 363. maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nun 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352.maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 03.10.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. ...'ın Karşı Oy Yazısı: İcra ve iflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Somut olayda; şikayetçi/alacaklı tarafından Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/94756 Esas sayılı dosyasında kıymet takdir raporunun Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesinin istendiği, icra müdürlüğü tarafından 10.05.2023 ve 26.05.2023 tarihlerinde resmi tarife uyarınca satış masraf ve kıymet takdir avansının tamamlanmadığı gerekçesiyle hacizlerin İİK’nın 106-110. maddeleri gereğince düştüğünden kıymet takdirinin hükümsüz kaldığından bahisle istemin reddine karar verildiği, bu karara karşı alacaklının Sivas 2. İcra Hukuk Mahkemesine şikayette bulunulduğu mahkemece müdürlük işlemi usul ve yasaya uygun görüldüğünden şikayetin reddine karar verildiği, anılan kararın istinafı üzerine ise 26.05.2023 öğrenme tarihine göre şikayetin 10.07.2023 tarihinde yapılmasından ötürü ve süreye tâbi olduğu gerekçesiyle yedi günlük süre aşımından reddine karar verildiği ve alacaklı tarafından kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır. Şikayet; alacaklı tarafından Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/94756 Esas sayılı dosyasında kıymet takdir raporunun Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesinin istenmesi üzerine icra müdürlüğü tarafından 10.05.2023 ve 26.05.2023 tarihlerinde resmi tarife uyarınca satış masraf ve kıymet takdir avansının tamamlanmadığı gerekçesiyle hacizlerin İİK’nın 106-110. maddeleri gereğince düştüğünden bahisle kıymet takdiri hükümsüz kaldığından istemin reddi kararına ilişkin olup bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayete tâbidir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu yönüyle usul ve yasaya aykırıdır. İİK’nın 363. maddesine göre “İcra mahkemesince 85 inci maddenin uygulanma biçimi, icra dairesi tarafından hesaplanan vekâlet ücreti, 103 üncü maddenin uygulanma biçimi ve bu maddede düzenlenen davetiyenin içeriği, yediemin ücreti, yediemin değiştirilmesi, hacizli taşınır malların muhafaza şekli, kıymet takdirine ilişkin şikâyet, ihaleye katılabilmek için teminat yatırılması ve teminatın miktarı, satışın durdurulması,    satış    ilânının    iptali, süresinde satış istenmemesi nedeniyle satışın düşürülmesi, 263 üncü maddenin uygulanma biçimi, iflâs idaresinin oluşturulması, icra mahkemesinin iflâs idaresinin işlemleri hakkında şikâyet üzerine verdiği kararlara karşı, iflâs idare memurunun ücret ve masrafları hakkındaki hesap pusulası ve 36 ncı maddeye göre icranın geri bırakılmasına ilişkin kararları dışındaki kararlarına” karşı istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Kanun Koyucu bu maddede sınırlı sayma ilkesi kapsamında hangi işlemlere karşı istinaf yoluna başvurulamayacağını açıkça belirtmiştir. Sınırlı sayıda sayılan işlemler dışında kalan işlemlere karşı istinaf yolu açık olup Bölge Adliye Mahkemesince işin esası incelenerek karar verilmelidir ki BAM da zaten işin esasına girerek inceleme yapmıştır. “…Kıymet takdirinin Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi talebinin hacizlerin İİK’nın 106-110 maddeleri gereğince düştüğü ve kıymet takdirinin hükümsüz kaldığı tespit edildiğinden, alacaklının isteminin reddine” ilişkin karar İİK’nın 363. maddesinde tadaden sayılan işlemlerden olmadığından, Dairemizin son zamanlardaki istikrarlı içtihatları dikkate alındığında konu itibariyle kesin olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda sayın çoğunluğun kararın konu itibari ile kesin olduğundan bahisle reddine ilişkin görüşüne katılamıyorum. Temyize konu şikayet; Dairemizin son zamanlardaki içtihatlarımızda da tezahür ettiği ve istikrarlı şekilde benimsendiği üzere konu itibariyle kesin olmadığı gibi süresiz şikayete tâbi olduğunda da kuşku bulunmamaktadır. Belirtilen tüm bu sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASI gerekirken sayın çoğunluğun BAM’ın şikayetin süre aşımından reddine yönelik kararına eleştiride bulunmaksızın salt konu itibariyle kesin olduğundan temyiz isteminin reddi yönündeki görüşüne katılamıyorum. 03.10.2024

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/2718, K. 2024/8110, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2024-2718-e-2024-8110-k-8f1e89da3f3b