Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/1645 E. 2024/6154 K.
Konu: Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1645
- Karar No
- 2024/6154
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ŞİKAYETÇİ : ... SUÇ : Hakikate muhalif beyanda bulunmak HÜKÜM : Esastan Ret Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak suçuna yönelik kurulan hükme ilişkin incelemede, Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı bir yıla kadar hapis cezası öngören, "Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak" suçunu oluşturduğu gözetildiğinde; 28.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nIn 286/2-d uyarınca; ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı cihetle, yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 2-İİK 89/4 maddesi uyarınca talep edilen tazminat istemine yönelik olarak kurulan hükme ilişkin incelemede; Somut olayda, mahkemece üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine vekili aracılığıyla verilen cevabı kapsamında iddia edilen suçun unsurları itibariyle oluşmayacağı ve bundan kaynaklı tazminata dair sorumluluğun da doğmayacağı gerekçesiyle tazminat isteminin reddine karar verildiği, bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde de, ilk derece mahkemesince verilen tazminatın reddi kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, her ne kadar davaya konu haciz ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edilmiş ise de; vekil tarafından yapılan itiraz ancak ceza hukuku anlamında suçun oluşumunu ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince vekilin beyanlarından dolayı asilin cezalandırılmasını engeller. Ancak vekilin asil adına yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlayacağı ve bu nedenle eğer şartları var ise tazminata hükmedilmesini gerektirir. İİK’nın 89/4. maddesine göre “üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın İİK'nın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. O halde, 3. kişi Deniz Yapı Taahhüt Proje Müşavirlik Ve Ticaret A.Ş.'nin, dava dışı borçlu Altınbaş Grup Yapı Mimarlık İnşaat San. Tic.Ltd.Şti.'ne, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle kesinleşmiş ve muaccel bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti için her iki tarafa ait tüm ticari defter ve belgeler ile 2023 yılına ait ticari defterlerle birlikte, asıl borçlu ve 3. şahıs arasında düzenlenen sözleşme hükümleri de dikkate alınarak, her iki tarafın 2023 yılına ait defter kayıtlarını oluşturan defter ve belgelerle birlikte banka hesapları, ödeme belgeleri ile belgeler (Fatura, Çek, Hakediş, Teminat Mektubu, Avansla ödemeleri, Banka dekontları vb. evrakların) üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun davalı 3. şahıstan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın, ilk derece mahkemesince, davanın reddi yönünde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesi'nce başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin 18.10.2023 tarihli ve 2023/2293 Esas, 2023/2969 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul 46. İcra Ceza Mahkemesinin 2023/42 Esas ve 2023/96 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.