Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/8934 E. 2024/4554 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8934
- Karar No
- 2024/4554
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; borçlu hakkında ilamlı takip yoluna başvurulduğunu, borçlunun 4 adet taşınmazına haciz konulduktan sonra, dayanak ilamın tehiri icra talepli olarak istinaf edildiğini, dosya borcunu teminat altına alan 126.000.00 TL bedelli teminat göstererek mehil vesikası aldığını, borçlu tarafından mehil vesikası için teminat gösterilen taşınmazlar dışındaki hacizli taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasının talep edildiği, icra müdürlüğünün 27.09.2021 tarihli tensip kararı ile teminat olarak gösterilen taşınmazlar dışında kalan Aydın ili Efeler ilçesi Çeştepe Mah. 677 parsel ve Muğla ili Milas İlçesi Kazıklıbucak Mah. 121 ada 419 parsel 19 nolu Bağ. Böl. sayılı taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verildiğini, icra müdürlüğünün işleminin iptalinin talep edildiği, mahkemece; haczedilerek teminat olarak kabul edilen borçluya ait taşınmazların toplam değerinin 310.000,00 TL olduğu, teminatın kabul tarihi itibariyle dosya alacağını karşıladığı, kabul edilen teminatın, kabul edildiği tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşıladığından, mevcut hacizlerin taşkın hale geleceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, o dava yönünden, hukuk düzenince, hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin ve her türlü kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nın 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere, "Yasanın aradığı ESAS NO : 2023/8934 anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir." Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe kısmında şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü işlemin iptali gerektiği değerlendirilmiş ise de, hüküm kısmında şikayetin reddine hükmedilmiş olup, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği anlaşılmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesi’nce, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde çelişki oluşturulması HMK'nın 298/2. maddesine aykırı ve başlı başına bozma sebebi olup, önce verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden hüküm tesisi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 29.09.2023 tarih ve 2022/2552 E. - 2023/2187 K. sayılı kararının yukarıda belirtilen nedenlerle re’sen BOZULMASINA, bozma nedenine göre şikayetçinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.