Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1667 E. 2024/7813 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1667
- Karar No
- 2024/7813
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/418 Değişik iş SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık KARAR : İtirazın Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.09.2019 tarihli ve 2018/366 Esas, 2019/636 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında izinsiz kazı yapmak suçundan, 2863 sayılı Kanunun 74/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, haber verme sorumluluğuna aykırı hareket etme suçundan 2863 sayılı Kanunun 67/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükümlerin, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itiraz üzerine İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2020 tarihli ve 2020/418 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. fıkrası uyarınca, 15.01.2024 tarihli ve 94660652-105-35-7081-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9561 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9561 sayılı kanun yararına bozma isteminin; Kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapmak ve taşınır kültür varlığını yetkili merciye bildirmeme suçlarından sanık ...'ın, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 74/1, 67/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. (iki kez) maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.09.2019 tarihli ve 2018/366 Esas, 2019/636 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2020 tarihli ve 2020/418 Değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, adı geçen sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesince "Tüm tutanaklar ile görüşmeler karşısında, Sanıklar ..., ... ..., ... , ... , ...'ün telefon incelemeleri ile atılı suçları birlikte fiil üzerinde ortak hakimiyet sağlayarak işledikleri anlaşılmakla, birlikte Kültür Varlıkları Bulmak Amacıyla, İzinsiz Olarak Kazı Veya Sondaj Yapmak suçunu işledikleri sabit görüldüğünden 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlike göz önüne alınarak, takdiren alt sınırdan ceza tayini ile cezalandırılmalarına, ... Sanık ...'ın aracında bulunan sikkenin "2863 sayılı Kültür varlıklarını koruma kanununun 23. maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliği taşıdığı ancak....yurt içinde alınıp satılabileceği" yönündeki Çeşme Müze Müdürlüğü raporu ile mahkememizce aldırılan aynı yönde olduğu anlaşılan bilirkişi raporu karşısında, sanık ...'ın üzerine atılı taşınır kültür varlığını yetkili merciiye bildirmeme suçunu işlediği sabit olup," şeklinde belirtilen gerekçeler ile sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında suçlamayı kabul etmemesi, olay yerinde jandarma tarafından yakalandığı belirtilen diğer sanıklar arasında bulunmaması, gezme amacıyla geldikleri İzmir'de konakladıkları otelde göz altına alınması, ayrıca arabası içinde 2863 sayılı Kanun'un 23. maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliği taşıyan sikke ele geçmiş ise de, olay günü sanığın diğer sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte alkol almak üzere İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesinin alt tarafına gittiklerini, diğer sanık ...'in alkol almadığı için aracın içinde kaldığını, daha sonra aracın yanına gittiklerinde ...'in araçla birlikte ordan ayrıldığını gördüklerini beyan etmesi, söz konusu sikkenin ... araçtayken ele geçmesi hususları da değerlendirilerek, üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden arındırılmış kesin, yeterli ve inandırıcı başkaca hiçbir delil bulunmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.2010 tarihli ve 2010/4-210 Esas, 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş olup bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında tesis edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, denetim süresi içerisinde sanık tarafından kasıtlı bir suç işlenmesi halinde açıklanacağı ve açıklanan hükmün temyiz yasa yoluna tabi olduğu, keza denetim süresi içerisinde sanık tarafından kasıtlı bir suç işlenmemesi halinde ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği, düşme kararının da temyiz yasa yoluna tabi olduğu, bu itibarla, dosya kapsamında olağan kanun yollarının tüketilmediği dikkate alındığında, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2020 tarihli, 2020/418 Değişik iş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği anlaşıldığından, Kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2024 tarihinde karar verildi.