Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/6292 E. 2024/8140 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/6292
Karar No
2024/8140
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/886 E. 2023/819 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Samsun 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2015 tarih, 2014/1077 Esas, 2015/967 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 27/04/2022 tarih, 2019/6213 Esas, 2022/3388 Karar sayılı bozma ilamında; "2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazetede yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli 52 ada 1 parsel nolu taşınmazda 1991 yılından beri kiracı olduğunu, dükkanlardan birinin lokanta, diğerinin ise fotoğrafçı dükkanı olduğunu beyan ettiği, dosya kapsamına sunulan kira kontratının suç tarihinden sonraya ilişkin olduğu ve kira sözleşmesinin 20. maddesinde binanın tescilli bina olduğu, her türlü inşai ve fiziki uygulama öncesi koruma kurulundan izin alınmasının zorunlu olduğu husususun belirtildiği anlaşılmakla, suç tarihinden önceki kira sözleşmelerinin ilgili kurumdan celbi ile sözleşmede binanın tescilli olduğunun belirtilip belirtilmediği hususunun araştırılması, aynı zamanda önceki kiracı ...’nin tanık sıfatıyla beyanına başvurularak sanığın dava konusu yerin tescilli yer olduğuna dair bilgisi olup olmadığının sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Samsun 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2023 tarih, 2022/886 Esas, 2023/819 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 24.10.2023 tarih, 2023/107172 sayılı ve düşme görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sabit olduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, iddia, katılan kurum şikayeti ve ekleri, raporlar, fotoğraflar, kroki, basit onarım ön izin belgeleri, onarım uygunluk belgesi, Kültür Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu kararı, bilirkişi raporu, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 27/04/2022 tarih ve 2022/3388 sayılı ilamı ile sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde: sanığın, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli 52 ada 1 parsel nolu taşınmazda 1991 yılından beri kiracı olduğu, dükkanlardan birinin lokanta, diğerinin ise fotoğrafçı dükkanı olarak kullanıldığı, dosya kapsamına sunulan kira kontratının suç tarihinden sonraya ilişkin olduğu ve kira sözleşmesinin 20. maddesinde binanın tescilli bina olduğu, her türlü inşai ve fiziki uygulama öncesi koruma kurulundan izin alınmasının zorunlu olduğu husususun belirtildiği ve sanığın gerekli izinler alınmadan korunması gerekir yapı üzerinde tadilat yaptığı iddiasıyla yapılan yargılamada suç tarihi öncesi kira sözleşmelerinin ilgili kurumlardan istenildiği, 2008 yılında düzenlenen ve kiralayanın Samsun İl Özel İdaresi olduğu taşınmaz kira sözleşmesinde binanın tescilli olduğunun belirtilmediğinin görüldüğü, önceki kiracı ...’nin tanık sıfatıyla alınan beyanında, lokantanın kendisi adına kayıtlı olmasına rağmen arkadaşınca işletildiğini, olay hakkında bilgisi olmadığını beyan ettiği, bu hali ile sanığın suç tarihinde kiracı olarak bulunduğu yapının korunması gerekir kültür varlığı olduğu hususunda bilgisi olmadığı şeklindeki savunmasının aksine delil bulunmamakla, sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/6292, K. 2024/8140, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-6292-e-2024-8140-k-bdc3c6708292