Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4257 E. 2025/3392 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4257
- Karar No
- 2025/3392
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/355 E. 2023/120 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin katılan vekili tarafından, temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli2014/348 Esas- 2015/278 Karar sayılı ilamıyla; sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yürütülen yargılama neticesinde; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.04.2022 tarihli ve 2018/2590E., 2022/2947K. sayılı ilamıyla; "Sanıklar hakkında İstanbul ili, Şişli ilçesi, ... Mahallesi, 216 pafta, 1300 adada bulunan, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 12.05.1979 tarih ve 11158 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen taşınmazda onaylı projesine aykırı izinsiz uygulamalarda bulundukları iddiası ile açılan kamu davasında; kurul uzmanları tarafından yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 27.09.2013 tarihli raporda; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 12.05.1979 tarih ve 11158 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen taşınmazda 16.6.1999 gün 10875 sayılı karar ile onaylı proje dışında izinsiz uygulamalarda bulunulduğunun tespit edildiği, 28.11.2013 tarihli yapı tatil zaptında inşaatın onaylı projesine aykırı olarak otele dönüştürüldüğünün tespit edildiği, bunun üzerine İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22.10.2013 tarih 1750 sayılı kararı ile, 16.6.1999 gün 10875 sayılı karar ile onaylı restorasyon projesine aykırı uygulamalar nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, sanıkların savunmalarında sundukları projenin kurul kararıyla onaylandığını, buna uygun olarak restorasyon yapıldığını belirttikleri, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 18/09/2014 tarih 2576 sayılı kararı ile tadilat restorasyon projesinin uygun olduğuna, uygulama sonrasında kurula bilgi verilmesine karar verildiği, inşaat mühendisi tarafından sunulan 09/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda, yapıya ait ofis fonksiyonunun uygulamada otel olarak değiştirildiği, buna ilişkin izinlerin alındığı ve teknik olarak yasal bir engelin olmadığı belirtilmiş ise de bilirkişi raporunda, iddianameye konu edilen eylemlerin, onaylı projeye uygun olarak yapılıp yapılmadıkları, tescilli binanın mevcut son halinin, onaylı projeye uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmakla; Fen, inşaat ve sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle mahallinde keşif icra edilerek suça konu müdahaleler nedeniyle tescilli kültür varlığının zarar görüp görmediğinin, özgün yapısını kaybedip kaybetmediğinin ve taşınmazın son halinin 18/09/2014 tarih 2576 sayılı karar ile onaylı restorasyon projesine uygun olup olmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi, buna göre taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanıkların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, dava konusu uygulamalar sebebiyle tescilli kültür varlığına geri dönüşümü mümkün olmayacak derecede zarar verilmediğinin ve taşınmazın mevcut son halinin, onaylanan projesine uygun olduğunun tespit edilmesi halinde, sanıkların üzerine atılı suçun manevi unsuru oluşmayacağından beraatlerine karar verilmesi, tescilli kültür varlığına geri dönüşümü mümkün olmayacak derecede zarar verilmemekle birlikte, taşınmazın mevcut son durumunun onaylı projesine aykırı olduğunun belirlenmesi durumunda, bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu yerde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile beraatlerine dair hüküm tesisi," gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; sanıkların üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan düşme görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; beraatine karar verilen sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve re'sen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama kapsamında yeniden keşif icra edildiği, dosyaya sunulan 05.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu taşınmazda yapılan restorasyon amaçlı uygulamaların 18.09.2014 tarih, 2576 sayılı İstanbul 2 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile onaylı tadilat restorasyon projesine uygun olarak tescilli taşınmazı ön cephelerini korumak suretiyle zarar verilmeden özgün yapısına uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğu, 2012-2014 yılları arasında yapıldığına kanaat getirilen bu değişikliklerinde Şişli Belediyesince yapı kullanma izin belgesi tanzim edilerek yasal hale getirilmiş olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde,"... düzenlenen 05/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu taşınmazda yapılan restorasyon amaçlı uygulamaların 18/09/2014 tarih, 2576 sayılı İstanbul 2 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile onaylı tadilat restorasyon projesine uygun olarak tescilli taşınmazı ön cephelerini korumak suretiyle zarar verilmeden özgün yapısına uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğunun tespit edildiği, Bilirkişi raporu ve Yargıtay 12.Ceza Dairesi bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında sanıklar aleyhine mahkumiyetine yetecek, kesin ve şüpheden uzak delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak" gerekçeleriyle sanıkların üzerilerine atılı suçlar yönünden ayrı ayrı beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar no'lu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği, CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla; Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; Dosya kapsamında; atılı suç yönünden manevi unsurun oluşmadığının belirlenmesi karşısında, sanıklar hakkında CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat hükmü tesisi yerine, aynı maddenin 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün (1) nolu bendinde yer alan " sanıkların üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması" çıkartılarak yerine “ sanıkların üzerilerine atılı suç yönünden manevi unsurun oluşmaması" ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2025 tarihinde karar verildi.