Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/3383 E. 2025/1841 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3383
- Karar No
- 2025/1841
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/1 E., 2015/106 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, mala zarar verme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mala zarar verme suçundan kurulan hükmün mahalli Cumhuriyet savcısı ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan ve mala zarar verme suçundan CMK'nın 223/2-e bendi uyarınca beraat karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri; Sanık hakkında açılan 2863 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan doğrudan doğruya zarar gören ve bu suçtan açılan kamu davasına katılma hakkına haiz olan Kültür ve Turizm Bakanlığı'na dava ihbar edilmeden yargılamaya devamla davaya katılma hakkı bulunan kurumun yokluğunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Suçtan zarar gören vekilinin temyiz nedenleri; Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece iddia, sanık savunması, katılan ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanık ile katılan arasında sanığın söz konusu evde kalması amacıyla kira sözleşmesi yapıldığı, sanığın sözleşme çerçevesinde bir süre evde kalmaya devam ettiği, daha sonradan evden ayrılmaya karar verdiği, sanığın evden ayrılmasından bir süre sonra katılanın kardeşi tarafından söz konusu evin camının kırık olduğunun ve evin içinin kazılmış halde olduğunun farkedildiği, durumun katılana bildirilmesi üzerine katılanın evde en son kalan kişinin sanık ... olmasından dolayı sanıktan şikayetçi olduğu, başlatılan soruşturma neticesinde evin odasının kazılmış olduğu,pencere camının kırık olduğu, sanığın olaya ilişkin olarak alınan beyanında; katılandan evi aylık 150 TL karşılığında kiralayıp çocuklarıyla birlikte buraya yerleştiğini, daha sonra iş bulamadığı için evden ayrıldığını, ayrılırken durumu katılan ...'a haber verdiğini, evi kesinlikle kazmadığını, kendisi evden çıkarken camların sağlam olduğunu beyan etmiş, katılan ise evini sanığa kiraya verdiğini sanığın kendisine haber vermeden evden çıktığını, evi en son o kullandığı için ondan şikayetçi olduğunu beyan etmiş, söz konusu olayda sanığın atılı suçu işlediğine dair herhangi bir delil bulunmamakla birlikte 27.04.2013 tarihli tutanakta da ''..., kapının yanında bulunan camın kırık olduğu, kırık camdan içeri girilmiş evin 2 odalı olduğu,....'' 'nun belirtildiği, bu itibarla sanığın evi terketmesinden sonra olayın bir üçüncü şahıs tarafından yapılmış olma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, katılanın şikayetinin evde son oturan kişinin sanık olması ve sanığın kendisine haber vermeden evini terkettiğini addia etmesinden kaynaklandığı, sanık ve katılan arasındaki bu anlaşmazlığın ise aralarında kira akdi olmasından dolayı hukuk mahkemesinde görülecek bir davanın konusu olabileceği,bu haliyle sanığın atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sabit görülerek sanığın atılı suçtan CMK 223/2-e fıkrası gereğince beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR A.Suçtan Zarar Gören vekilinin mala zara verme suçu yönünden temyiz isteminin incelenmesinde: Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; katılan ... ve Turizm Bakanlığının mala zarar verme suçundan açılan davaya katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE, B. Mahalli Cumhuriyet savcısının mala zarar verme suçu yönünden temyiz isteminin incelenmesinde: Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 151/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 25.06.2015 tarihli savunma tarihi olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, C.Mahalli Cumhuriyet savcısının ve Suçtan zarar gören vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden temyiz isteminin incelenmesinde: Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 25.06.2015 tarihli savunma tarihi olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2025 tarihinde karar verildi.