Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9565 E. 2025/4595 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9565
Karar No
2025/4595
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi EK KARAR TARİHİ : 31/05/2022 SAYISI : 2021/4029 E., 2021/6340 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : CMK 308/A maddesi gereğince yapılan itirazın kabulü ile mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ek kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli, 2014/385 Esas, 2021/464 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 02.12.2021 tarihli, 2021/4029 Esas, 2021/6340 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3.Hükme karşı sanık müdafinin talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından CMK 308/A maddesi gereğince itiraz edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 31.05.2022 tarihli ek karar ile, itirazın kabulü ile sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün kaldırılmasına ve sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.11.2022 tarih, 2022/131662 nolu ve ret görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraat kararının kaldırılması gerektiğine, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, sanık ...'ın suça konu tescilli olan 80 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda proje müellifi olduğu, hazırladığı restorasyon projesi ve rekonstrüksiyon projeleri doğrultusunda kurul tarafından 28/02/2011 tarihli 4426 sayılı karar ile onaylanarak ... Belediye Başkanlığının 15/04/2011 tarihli 2011/3375 sayılı ile inşaat ruhsatı alındığı, yapı sahibinin hakkında karar verilen diğer sanık ... olduğu ve suça konu ruhsata aykırılıkların mülkiyet sahibi olan sanık tarafından onaylanan proje doğrultusunda başlanan inşaatta gerçekleştirildiği, yapıların ruhsata aykırı olduğunun tespiti sonucu uygun hale getirilmesi için üç aylık süre verildiği, sanık ...'ın ise kurulun bu tespiti üzerine dosyada mevcut İstanbul ... Noterliğinin 18/03/2015 tarihli 06783 sayılı yazıları ile fenni mesuliyetten istifa ettiğini bildirmiş olduğu, dolayısıyla sanığın proje müellifi olup hazırladığı projenin kurul tarafından da onaylanması karşısında daha sonradan yapı malikinin gerçekleştirdiği projeye aykırı uygulamalardan sorumlu olamayacağı, kaldı ki bu uygulamaların tespiti sonrasında da sanığın fenni mesuliyetten istifa ettiği ve bunun noter vasıtasıyla da yapı sahibine bildirildiği dikkate alındığında sanığın atılı suçu işlemediği halde yerel mahkemece beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile CMK 308/A maddesi gereğince yapılan itirazın kabulü ile sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince yalnızca 80 ada 13 parsel nolu taşınmaza ilişkin olarak sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine dair hüküm tesis edilmiş ise de; sanık hakkında 26/11/2014 tarihli iddianame ile asıl davanın, 09/03/2015 tarihli iddianame ile ise; birleşen İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/120 Esas sayılı davasının açıldığı, 80 ada 13 parsel nolu taşınmazda yapıldığı iddia edilen projeye aykırı uygulamaların asıl dosya iddianamesine konu edildiği, birleşen dosya iddianamesinde ise dava konusu parsellerin 80 ada 28 ve 29 parsel nolu taşınmazlar olduğu, bu hali ile iddianame konusu tüm parseller değerlendirilmeksizin hüküm tesis edildiği anlaşılan dosya kapsamında, Öncelikle sanık hakkındaki asıl ve birleşen davaya konu tüm parseller ile ilgili Koruma Kurulu kararları, proje ve ekleri dosya içerisine eksiksiz şekilde getirtilerek, mahallinde önceki keşifte refakate alınan bilirkişilerden farklı bağımsız arkeolog- sanat tarihçi, mimar, inşaat ve fen bilirkişi refakatinde yeniden keşif icrası ile, dava konu taşınmazların tescilli olmasının yanı sıra aynı zamanda sit alanında kalıp kalmadığının, asıl ve birleşen dosya iddianamelerine konu tüm müdahalelerin niteliğinin (esaslı-basit), tescilli taşınmazlarda ya da taşınmazların sit alanında kalması halinde sit alanında zarar meydana gelip gelmediği hususlarının net şekilde tespiti, taşınmazların son durumunun, sanık hakkında iddianame konusu edilen eylemler yönünden onaylı projeye uygun hale getirilip getirilmediği, uygun hale getirilmiş ise zarar meydana gelip gelmediği, suç tarihleri ve sanığın istifa ettiği tarih tartışılarak sanığın hukuki sorumluluk durumunun irdelenmesi suretiyle; tescilli binanın son durumunun kurul onaylı projelere uygun olduğunun ve eylemler neticesinde kültür varlığında (sit alanında kalması halinde aynı zamanda sit alanında) zarar meydana gelmediğinin tespiti halinde, suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanığın beraatine, aksi takdirde; kültür varlığının (sit alanında ise aynı zamanda sit alanının) zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine, eylemin zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun tespiti halinde ise taşınmazın bulunduğu yerin bağlı olduğu idari birimin (belediye - il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi; yokluğu halinde ise aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin ek kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/9565, K. 2025/4595, T. 15.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-9565-e-2025-4595-k-e96bddfc089e