Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9416 E. 2025/1846 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9416
- Karar No
- 2025/1846
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1039 - 2022/1498 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : CMK 298 uyarınca temyiz isteminin reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Katılan vekilinin sanığın cezalandırılması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz dilekçesinin temyiz nedeni içerdiği anlaşıldığından, Tebliğname'deki sanığın temyiz isteminin reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ ... Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 65/1, 74/1-2, 5237 sayılı TCK'nın 62, 51/1-3, 52/2, 53, maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile ; "Sanık ... hakkında 2863 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın kastının bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca BERAATİNE, Beraat eden sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne belirlenen 4.080 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine, Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına," ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin reddi görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sakarya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 28.08.2019 tarihli suç duyurusu ile , Bursa mülga Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 07.12.1991 tarihli ve 2163 sayılı kararı ile tescil edilen ... Mahallesi - ... Mahallesi Arası "1. Derece Doğal Sit Alanı" sınırları içinde kalan ... İlçesi, ... Mahallesi, 1137 parselde Kocaeli TVKBK 'dan izin alınmadan ... Belediyesince 08.08.2017 tarihli ve 2017/118 ruhsat no ile inşaat/yapı ruhsatı verilmesi üzerine davaya konu parselde bina yapıldığının tespit edilmesi üzerine sanık hakkında başlatılan soruşturma işlemleri kapsamında sanığın alınan ifadesinde suça konu taşınmazı yaklaşık 4-5 yıl önce satın aldığını ve ev yapmak için Belediyeden gerekli izinleri aldığını beyanla suçlamayı kabul etmediği, yürütülen soruşturma neticesinde sanığın 1. derece doğal sit alanında izinsiz olarak bina inşa ettiği gerekçesiyle 2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK 53. Maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama sırasında aldırılan fen bilirkişi raporuna göre davaya konu yapının ...-... arası 1. derece doğal sit alanı sınırlan içerisinde kalmakta olduğunun belirtildiği, dosya arasında yer alan inşaat bilirkişi raporuna göre; sanığın dava konusu parsel üzerine yapı yapmak üzere ilgili Belediye'den 09.03.2016 tarihli ve 2016/086 sayısı ile imar durumu aldığı, imar durumu sonrasında yapı projeleri yapılarak ilgili Belediye'den 08.08.2017 tarihli ve 2017/118 ruhsat no ile yapı ruhsatı alındığı, ruhsat alma işleminden sonra ise projeler doğrultusunda yapının uygun yapılması sonrasında yapı için 20.07.2018 tarihli ve 2018/153 sayılı yazıyla yapı kullanma izin belgesi alındığının ve yapının Belediyece verilen ruhsata uygun olarak inşa edildiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün 03.01.2020 tarihli cevabi yazısında alanın doğal sit olarak tescil edilmesine ilişkin Bursa mülga Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 07.12.1991 tarihli ve 2163 sayılı kararının gönderildiği ancak ilan edilmesine ilişkin ilan tutanağının Müdürlük arşivinde bulunmadığının belirtildiği, taşınmaza ait tapu kaydında sit şerhinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; "Sanığın ... ilçesi ... mahallesi 1137 parsel nolu taşınmazın göl tarafına 1 derece doğal sit alanı içerisinde 15,00*13,50m metre ebatlarında ki yapıyı inşa ettiği, bilirkişi raporuyla tespit edilen inşai ve fiziki müdahale kapsamında kalan bina vasfında yapı yaptığı, kadastro bilirkişi raporuna göre yapının 1. Derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının tespit edildiği, her ne kadar sanık savunmalarında imar izni olduğunu iddia etmiş ise de; doğal sit alanı içerisinde fiziki ve inşai müdahale kapsamında ki eylemden durumun suçun sübutuna etki etmeyeceği " gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "Sanığın ... ilçesi ... mahallesi birinci derece doğal sit alanı içerisinde bulunan taşınmazla ilgili olarak ... Belediyesi'den aldığı ruhsata dayanarak yapı inşaa ettiği ancak ilgili belediye tarafından Kocaeli TVKBK izin alınmadığından birinci derece doğal sit alanına inşaat yapmaktan dolayı sanık hakkında ilgili kurum tarafından suç duyurusunda bulunulduğu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanığın 2863 sayılı yasanın 65/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın aşamalardaki, söz konusu taşınmazı 4-5 yıl önce satın alıp ve yapı ruhsatı doğrultusunda katılı ev yaptığına, söz konusu taşınmazın sit alanında kaldığını bilmesinin mümkün olmadığına yönelik istikrarlı savunması ve dahi suça konu parsel üzerine yapı yapılması için ilgili belediyeden 09/03/206 tarihli ve 2016/086 sayı ile imar durumu alındığı, yine imar durumu sonrasında yapı projeleri yapılarak ilgili belediyeden 08/08/2017 tarihli ve 207/118 sayısı ile yapı ruhsatı alındığı, yapı ruhsatından sonra ise 20/07/2018 tarihli ve 2018/153 sayısı ile yapı kullanım izin belgesi (iskan) alındığı ayrıca bilirkişi raporuna göre söz konusu yapının ilgili belediye tarafından verilen ruhsata uygun olduğunun bildirilmesi karşısında Yargıtay 12 CD'nin 06/05/2015 tarihli ve 2014/11597 E. , 2015/7597 K. Sayılı, 02/06/2015 tarihli 2014/18769 E, 2015/9440 sayılı ilamları, sanığın ilgili belediyeden aldığı ruhsatlara göre inşai faaliyete başlaması, tapu kaydında da ilgili taşınmazın sit alanı içerisinde bulunduğuna dair herhangi bir şerhin bulunmaması yine yapının belediyeden alınan ruhsatlara uygun olması hususları dikkate alındığında sanığın ilgili belediyenin verdiği izinler/ruhsatlar sonucunda suça konu inşaatı yaptığı, yapının da ruhsata uygun olduğu dolayısıyla yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmamasına rağmen ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi " gerekçeleriyle Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılarak; sanığın kastının bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre "17.01.2019" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "27.06.2019" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı kabul edilmiştir. 2863 sayılı Kanunun 7 inci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Taşınmazın tapu kaydında sit şerhi bulunmadığı ve dosya arasında yer alan Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü cevabi yazısında sit kararına ilişkin ilan tutanaklarının arşivde bulunmadığının belirtildiği dikkate alındığında, öncelikle ilgili tüm kurumlardan davaya konu bölgeye ilişkin sit kararının ilan edilip edilmediğinin sorularak ilan tutanaklarının temin edilmesi, sit kararının usulünce ilan edildiğinin tespiti halinde sanığın iligi Kurul onayı alınmaksızın Belediyeden aldığı izne dayalı olarak yapı inşa etmesinin eylemi hukuka uygun hale getirmeyeceği de dikkate alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiği gözetilmeksizin duruşma açmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2025 tarihinde karar verildi.