Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8613 E. 2025/2144 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8613
- Karar No
- 2025/2144
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1691 E., 2022/938 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4, 51 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz nedenleri; Sanığın savunmalarında belirtilen hususların değerlendirilmediğine, notere sunulan beyannamede şerh bulunmadığına, bu hususun tapu müdürlüğü görevlilerinin ihmali olduğuna, söz konusu yapının riskli olduğu, yenilenmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine müteahhit firma ile görüşme yapıldığı, Çevre ve Şehircilik müdürlüğünden riskli yapı raporu alındığına, belediyeye yapılan müracaat neticesinde alınan izin ile yapının yıkıldığı , sanığın kastının olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan eylemine uyan 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın suçlamayı kabul etmediği ve suç işleme kastı ile hareket etmediği, tapuda kültür varlığı olduğuna dair şerh bulunmadığı, belediye tarafından yıkım izni verilmesi nedeniyle binayı yıktıkları savunmasında bulunmuş, hükme esas alınan 10.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda binanın korunması gerekli olan kültür varlığı olduğu, Yunusemre Belediyesince düzenlenen 22.12.2017 tarihli ve 306 sayılı form doğrultusunda yıkıldığı belirtilmekle, tapuda kültür varlığı olduğuna dair şerhin bulunmadığının anlaşılması yine sanığın eylemini belediye tarafından verilen izin doğrultusu kapsamında ve usule uygun olduğu inancı ile gerçekleştirdiği kanaatine varılmakla, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; Dosya içerisinde mevcut belge ve yazı cevapları uyarınca, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27.05.2010 tarih ve 5779 sayılı kararı ile diğer bir kısım parsellerde bulunan konutlar ile birlikte iddiaya konu 904 parsel üzerinde bulunan, konut kullanımlı sivil mimarlık örneği taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline karar verildiği ve anılan kurul müdürlüğünün 15.06.2010 tarihli yazısı ile söz konusu kurul kararının davaya konu taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olduğuna dair kayıt konulması için Manisa Tapu Sicil Müdürlüğü ile birlikte aynı zamanda İzmir Valiliği, Manisa Valiliği, Muradiye Belediyesi ve İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğüne de gereği için gönderildiği, Taşınmaza ait tapu kaydının incelenmesinden de 12.10.2010 tarihinde 16820 Yevmiye numarası ile taşınmızın beyanlar hanesine "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığıdır" şerhinin düşüldüğü, 03.07.2013 tarihinde yapılan satış işlemi ile, tek bina ölçeğinde ve tapu kaydına da beyanlar hanesine şerh düşülmüş olan taşınmazın sanık ... tarafından alındığının da yine tapu kaydından anlaşıldığı; Sit kararlarının tespit ve tescil hususlarının düzenlendiği 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğine yönelik Yargıtay kararları da gözetildiğinde; her ne kadar sanık aşamalardaki savunmasında davaya konu taşınmazın sit alanında kaldığını bilmediğini beyan etmiş ise de, dosya kapsamında mevcut belge ve kayıtlar incelendiğinde, 904 sayılı parselin beyanlar hanesine 12.10.2010 tarihinde kültür varlığı olduğuna dair şerh verildiği, sanığın da 03.07.2013 tarihinde yapılan satış işlemi ile taşınmazı satın aldığının sabit olduğu, bu itibarla aleniyet ilkesi gereği tapuda şerh verilmiş olan bu hususun bilinmediğine yönelik sanık savunmasına itibar edilemeyeceği, bilirkişi raporunda da II. Grup olarak belirlenen tekil ölçekli "kentlerin tarihi kimliğini oluşturan"sivil mimari örneği olması nedeniyle 660 sayılı ilke kararı kapsamında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında tesciline karar verilen yapının yıkılması eyleminin 65/1 maddesi kapsamında kalacağının belirtilmesi karşısında, sanığın anılan eylemi nedeni ile cezalandırılması gerekirken dosyada mevcut belgelere rağmen tapuda kültür varlığına ilişkin şerh bulunmadığı gerekçesine dayanılarak beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya Muhalefet Etmek suçunu işlediği delillerle sabit olduğundan beraate dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2025 tarihinde karar verildi.