Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8611 E. 2023/3250 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8611
- Karar No
- 2023/3250
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/421 E., 2022/337 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 21.07.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin haksız olarak tutuklu kaldığı günler için 5271 sayılı yasa gereğince; 230.000,00 TL maddi ve 968.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareden alınarak müvekkiline verilmesine ve yargılama giderleri, ücreti vekalet ve dilekçe yazma giderinin de hazineye yükletilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 30.09.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle davanın reddini talep etmiştir. 3. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2015/355 Esas, 2015/483 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 117.887,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2015/355 Esas, 2015/483 Karar sayılı kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve 2019/13578 Esas, 2021/4169 Karar sayılı ilâmıyla; "1- Davacının sunmuş olduğu 18.08.2010 tarihli Asist Gümrük Müşavirliği Limited Şirketi tarafından düzenlenen belgeye göre davacının bahsi geçen şirkette danışmanlık yaptığı ve aylık 5.000,00 TL maaş aldığı belirtilmiş ise de davacının 14.02.2011 tarihinde belirtilen şirkette çalışıp çalışmadığı ilgili şirket ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından sorulup araştırılarak, davacı ile ilgili olarak düzenlenen ücret bordrolarının, hizmet döküm belgelerinin, danışmanlık sözleşmesinin ve davacının tutuklanması nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olması halinde fesih evraklarının onaylı birer sureti de temin edilerek, davacının 14.02.2011 tarihinde belirtilen şirkette çalıştığının tespiti halinde danışmanlık sözleşmesinin süreli yapılıp yapılmadığı, davacının tutuklu kaldığı süre içerisinde kendisine ödeme yapılıp yapılmadığı, sözleşme süreli ise sözleşmenin bitmesi gereken süre ile sözleşmesinin feshedildiği tarih arasında tutuklu ise tutuklu kaldığı sürede davacının net ücreti üzerinden hesaplanacak miktar ile sözleşme süresinin bitimi ile tahliye olduğu tarih arasında tutuklu kaldığı süreye ilişkin olarak ise davacının tutuklanmadan önce emekli olduğu dikkate alınarak 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Hükmün gerekçe kısmında maddi kazanç kaybının 35.576,00 TL olarak belirtilmesine rağmen davacı lehine fazla olacak olacak şekilde 117.887,00 TL’nin maddi kazanç kaybı olarak hükmedilmesi suretiyle hükümle gerekçe arasında çelişki yaratılması, " Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 6. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2021/421 Esas, 2022/337 Karar sayılı kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulü ile 22.822,83 TL maddi, 175.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.10.2022 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri 1.Davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, 2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, 3.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ve yargılama giderlerinin tamamının Hazineye yüklenemeyeceğine, 4.Sair nedenlere, ilişkindir. B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.Ulaşım giderlerinin, cezaevi ziyaret giderlerinin ve serbest meslek makbuzunda düzenlenen vekâlet ücretinin karşılanması gerektiğine, 2.Maddi tazminatın asgari ücret üzerinden yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü: Davacı ...'ın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayılı dosyasında, gözaltına alınmadan, 11.02.2011 tarihinde İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklandığı, anılan mahkemenin 21.09.2012 tarih ve 2010/283 Esas, 2012/245 karar sayılı kararının temyizi üzerine, Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 09/10/2013 tarih ve 2013/9110 Esas, 2013/12351 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına ve sanığın tahliyesine karar verildiği, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince devam edilen yargılama sonucunda ise, 24.06.2014 tarih ve 129/231 sayılı karar ile davacının beraetine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeden 02.07.2014 tarihinde kesinleştiği, davacının tutuklu kaldığı sürelerle ilgili olarak herhangi bir tazminat davasının açılmadığı ve mahsup kararının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bozma ilamı doğrultusuna mahkemece ek bilirkişi raporu alınmış ve davacının Asist unvanlı şirkette belirtilen maaş üzerinden çalışmadığının kabulü halinde asgari ücret üzerinden tazminat hesabı yaptırılmış ayrıca davacının dava dilekçesinde bildirdiği gibi söz konusu şirkette çalışıp çalışmadığı ve ne kadar maaş aldığı yönünde tanık dinlenmiş dinlenen tanık beyanında "Ben Asist Ltd. Şti'nin daha önce yetkili temsilcisiydim. Davacı ... şirketimizde 2008-2009 yılları arasında yaklaşık 14 ay süre ile lojistik ve yönetim danışmanı olarak çalışmıştı. Kendisinin maaşının o tarihlerde aylık 5.000TL maaşla çalıştığını hatırlıyorum. Davacı ile aramızda yazılı bir danışmanlık sözleşmesi yoktu. Biz kendisini başka bir sebeple işten çıkarmadık, hapse girdiği için işten çıkmak zorunda kaldı. Davacının maaşı şirket ortakları üzerinden elden ödeniyordu. Kayıtlı bir maaş ödemesi şirket hesaplarında da yoktur." demek suretiyle emekli davacının şirkette çalıştığını ancak ne kadar ücret aldığını kesin olarak bildirmediği gibi danışmanlık sözleşmesinin de bulunmadığı ve bunun şirket defter ve hesaplarıyla da ispatının mümkün olmadığını beyan etmiş olması karşısında mahkemece davacının 5.000,00 TL bedelle şirkette çalıştığının kabulünün mümkün olmadığı, ancak emekli davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihler arasında asgari ücret üzerinden çalıştığının kabulü gerektiği, bu suretle bilirkişi tarafından hesaplanan asgari ücret üzerinden maddi zararı belirlenmiş ve bozma ilamı doğrultusunda ceza dosyasındaki avukatlık ücretinin tazminat davasında zarar kapsamına alınmayacağı da göz önüne alınarak, bilirkişi tarafından hesaplanın 22.822,83 TL maddi ve davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklu kaldığı süre içerisinde duyduğu üzüntü ve elem, hakkaniyet ölçüsü Yargıtay 12. Ceza Dairesinin benzer davalarda emsal niteliğindeki manevi tazminat miktarı ve tazminatın zenginleşmeme kuralı gözetilerek 175.000,00 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat davasının dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/181 esas, 2015/145 karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 14.02.2011-09.10.2013 tarihleri arasında 968 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; A.1.Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ... Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. A.2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunduğundan davalı vekilinin temyiz sebebi reddedilmiştir. A.3.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ve yargılama giderlerinin tamamının Hazineye yüklenemeyeceğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yürürlükteki mevzuat uyarınca yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına hukuka aykırılık görülmemiştir. A.4.Sair nedenlere ilişkin temyiz sebebi yönünden; Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden B.1. Ulaşım giderlerinin, cezaevi ziyaret giderlerinin ve serbest meslek makbuzunda düzenlenen vekâlet ücretinin karşılanması gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacının talep etmiş olduğu ulaşım giderleri, cezaevi ziyaret giderlerine ilişkin maddi zararlarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.2.Maddi tazminatın asgari ücret üzerinden yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacı vekili her ne kadar maddi tazminatın davacının en son aldığı maaşı üzerinden ödenmesini talep etmiş ise de maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hüküm tarihi itibariyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.3. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2021/421 Esas, 2022/337 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.