Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8532 E. 2024/7513 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8532
Karar No
2024/7513
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/440 E., 2022/65 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olmak HÜKÜM : Mahkumiyet, hüküm kurulmasına yer olmadığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama A.Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan kurulan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın Katılan ... vekilinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hüküm türleri arasında sayılmayan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın, temyiz kabiliyetinin bulunmadığının anlaşılması karşısında dava dosyasının, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün Katılan ... vekilinin temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. C. Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün;sanık müdafii ve katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2014/664 Esas, 2016/305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu 184/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve karar verilmiştir. 2. Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2014/664 Esas, 2016/305 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (12). Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2019/4989 Esas, 2021/3315 Karar sayılı kararı ile "TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kaidesinin objektif koşullarının "tek bir fiilin bulunması" ve "birden fazla kanun hükmünün ihlali"nden ibaret olduğu, sanığın, işlediği fiille birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermesi karşısında, hakkında eylemine temas eden en ağır hüküm olan 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, kaldı ki 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesine göre özel norm niteliği taşıması karşısında, “özel normun önceliği” ilkesi gereği de dikkate alınarak eylem 2863 sayılı Kanuna göre değerlendirilip, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kabule göre de; Mahallinde arkeolog ve inşaat bilirkişisi refakatinde yeniden keşif icra edilerek; suça konu izinsiz uygulamaların niteliği (basit - esaslı) ile suça konu müdahaleler nedeniyle sit alanında zarar doğup doğmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi, buna göre sit alanında bu nitelikte bir zarar doğduğunun anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, zarar verilmemekle birlikte, dava konusu uygulamalar sebebiyle zarar doğmadığının belirlenmesi ve davaya konu tüm izinsiz müdahalelerin kaldırılmış olması halinde, sanığın üzerine atılı suçun manevi unsuru oluşmayacağından beraatine karar verilmesi, zarar verilmemekle birlikte, izinsiz müdahalelerin kaldırılmamış olduğunun belirlenmesi durumunda, bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi, 8 adet bungalov tipi ahşap yapı inşa ettiği sabit olan sanık hakkında TCK'nın 3. ve 61. maddelerinde düzenlenen orantılılık ilkesi gözetilmeksizin, alt sınırdan ceza tayin edilmesi, " nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/440 Esas, 2022/65 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 65/1-1, TCK 62, 52/2-4, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin temyiz nedenleri; Eksik inceleme sonucu karar verildiğine, verilen kararın kanuna aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. B.Sanık müdafinin temyiz nedenleri; eksik inceleme ile karar verildiğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun maddi unsurunun oluşmadığına, suça konu alanın ilan tutanaklarının araştırılmadığına, sanığın suça konu alanın sit alanı olduğunu bilmediğine, suçun manevi unsurlarının oluşmadığına, suça konu alanda herhangi bir zarar oluşmadığına, suça konu alanda kudeb bulunduğuna, sanık hakkında lehe hükümlerin değerlendirilmediğine, suça konu yerlere ilişkin yapı kayıt belgesi alındığına ve sair nedenlere ilişkindir. C.Katılan ... vekilini temyiz nedenleri; sanığın aynı eylemi dolayısıyla hem 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu hem imar kirliliğine neden olma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, haklarına vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, sanık savunması, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın ... Mahallesi, ... Mevkinde bulunan 427 parselde davaya konu edilen imara aykırı yapıları kaçak ve ruhsatsız olarak inşa ettiği, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın belediye sınırları içerisinde olup Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, ayrıca bu parselin Çıralı III.derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı, dava konusu yerin Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu sınırları içerisinde kaldığı ve buradaki yapılaşmanın izne tabi olduğu, dava konusu yapıların bina niteliğinde ruhsat gerektiren sabit yapılar olup inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olduğu, sanığın alınan savunmalarında üzerine atılı suçu samimi şekilde ikrar ettiği ve böylece üzerine atılı imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçlarını işlediği anlaşılmış olup, aynı eylem nedeniyle birden fazla suçun oluşması nedeniyle fikri içtima kuralları uyarınca sanığın daha fazla cezayı gerektiren imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılmasına, 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebi üzerine Dairemizin 06.04.2021 tarihli ve 2019/4989 Esas, 2021/3315 Karar sayılı kararı ile "TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kaidesinin objektif koşullarının "tek bir fiilin bulunması" ve "birden fazla kanun hükmünün ihlali"nden ibaret olduğu, sanığın, işlediği fiille birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermesi karşısında, hakkında eylemine temas eden en ağır hüküm olan 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, kaldı ki 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesine göre özel norm niteliği taşıması karşısında, “özel normun önceliği” ilkesi gereği de dikkate alınarak eylem 2863 sayılı Kanuna göre değerlendirilip, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kabule göre de;Mahallinde arkeolog ve inşaat bilirkişisi refakatinde yeniden keşif icra edilerek; suça konu izinsiz uygulamaların niteliği (basit - esaslı) ile suça konu müdahaleler nedeniyle sit alanında zarar doğup doğmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi, buna göre sit alanında bu nitelikte bir zarar doğduğunun anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, zarar verilmemekle birlikte, dava konusu uygulamalar sebebiyle zarar doğmadığının belirlenmesi ve davaya konu tüm izinsiz müdahalelerin kaldırılmış olması halinde, sanığın üzerine atılı suçun manevi unsuru oluşmayacağından beraatine karar verilmesi, zarar verilmemekle birlikte, izinsiz müdahalelerin kaldırılmamış olduğunun belirlenmesi durumunda, bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi, 8 adet bungalov tipi ahşap yapı inşa ettiği sabit olan sanık hakkında TCK'nın 3. ve 61. maddelerinde düzenlenen orantılılık ilkesi gözetilmeksizin, alt sınırdan ceza tayin edilmesi, " nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma akabinde yapılan yargılama neticesinde; Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçu yönünden katılan kurum olan ... yetkilileri tarafından Kemer ilçesi ... Mahallesi ... Sokak No:72/A sayılı adreste bulunan yapılarla ilgili olarak imar kirliliği oluşturup oluşturmadıklarından bahisle denetim yapıldığı, yapılan denetim sonucunda sanığın dava konusu alana imara aykırı olarak sekiz adet bungalov yaptığından bahisle 09.05.2014 tarihli Yapı Tatil Zaptı tanzim edildiği, Kemer Belediye Başkanlığının 10.09.2014 tarihli cevabi yazısına göre dava konusu olan aykırılıkların sonlandırılmadığının bildirildiği, taşınmaza ait tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın maliye hazinesi adına tescilli olduğu, 30.04.2015 tarihli keşif sonrasında tanzim edilen 04.06.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu yapıların bulunduğu arazinin Çıralı III. derece doğal sit alanında kaldığının, parselde inşai ve fiziki müdahalenin bulunduğunun, yapıların doğal yapıyı bozduğunun, ruhsat gerektiren ve bina niteliği taşıyan yapı olduğunun tespit edildiği, dava konusu arazinin aynı zamanda sit alanı içinde kalması nedeniyle Kemer 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/396 Esas-2015/557 Karar sayılı dosyası ile sanık hakkında “Sit Alanına İnşai ve Fiziki Müdahalede Bulunmak Sureti İle 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet” suçundan açılan kamu davasının da iş bu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, sanığın 03.03.2015 tarihli savunmasında dava konusu yapıları söz konusu alana kendisinin yaptığını ikrar ettiği, arkeolog bilirkişi ve fen bilirkişisi ile icra edilen 29.11.2021 tarihli keşif sonrasında tanzim edilen 14.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre suça konu izinsiz uygulamaların niteliği ve suça konu müdahalelerin sit alanında sit karakterini bozucu ve zarar verici olduğunun tespit edildiği, bu itibarla suçun oluştuğu, suçun oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla başkaca herhangi bir hususun araştırılmasına yer olmadığı, sanığın Çıralı III. derece doğal sit alanı olan yere sit alanında sit karakterini bozucu ve zarar verici olacak nitelikte sekiz adet bungalov inşa etmek sureti ile üzerine atılı “Sit Alanına İnşai ve Fiziki Müdahalede Bulunmak Sureti İle 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet” suçunu işlediği, TCK'nın 44. maddesinde tanımlanan fikri içtima kurallarının da göz önünde bulundurulduğunda özel normun genel norma göre öncelikle uygulanması ilkesinden hareketle özel norm olan 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde yazılı suçun unsurlarının gerçekleştiği anlaşılmakla bu suçtan mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR A.Katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz nedenleri yönünden; Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulu'nun 11.04.2000 gün ve 65–69, 22.10.2002 gün ve 234–366, 04.07.2006 gün ve 127–180, 03.05.2011 gün ve 155–80, 21.02.2012 gün ve 279–55, 15.04.2014 gün ve 599-190, 28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulu'nun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; katılan ...'nın, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yapılan yargılamaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/440 Esas, 2022/65 Karar Sayılı Kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık müdafii ve katılan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz nedenleri yönünden; 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin ve katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8532, K. 2024/7513, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-8532-e-2024-7513-k-846b5ff2f9db