Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/7637 E. 2024/8178 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/7637
Karar No
2024/8178
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1859 - 2021/2691 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5 sanığın yüklenen suç bakımından kastının bulunmadığından CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, karara karşı katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1-2, 5237 sayılı TCK'nın 62,51/1-3, 52/2,53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine , 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanık müdafinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, yapı kayıt belgesi sunulduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkemece verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı bulunduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Foça Belediye görevlileri tarafından düzenlenmiş 24.08.2016 tarihinde yerinde yapılan incelemede; sanığın maliki bulunduğu İzmir II No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklannı Koruma Bölge Kurulunun 10.05.2008 tarihli ve 3805 kararı ile 3. derece doğal sit alanında bulunan, ... ilçesi, ... Mahallesi, 10248 ada 1 parsel 235 No'lu bağımsız bölümün ön kısmına beton atıp, ilave sundurma yapıp, PVC ile kapatarak odaya dahil edildiği yönünde tespit yapılarak yapı tatil zaptı düzenlenmesi üzerine sanık hakkında başlatılan soruşturma işlemleri neticesinde sit alanında izinsiz olarak inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece suçun unsurlarının tespiti bakımından icra edilen keşif üzerine aldırılan 29.01.2020 tarihli heyet bilirkişi raporuna göre; 3. derece doğal sit alanındaki mesken önüne yapılan imalatın ruhsat ve projesine aykırı olarak yapıldığı, eski hale getirilmediği, 3194 sayılı İmar Yasasına göre bina niteliği taşıdığı, imar kirliliğine sebebiyet verdiği, bununla birlikte 2863 sayılı Yasa kapsamında 3. derece doğal sit alanında kalan taşınmazdaki izinsiz uygulamanın doğal zemine müdahale olduğu, kaldırılması halinde telafi edilemez zarar oluşturmayacağı, ancak sit alanına izinsiz fiziki müdahale olması nedeni ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanununa muhalefet edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davaya konu taşınmazın tapu kaydına göre; taşınmazı 14.04.2015 tarihinde satış suretiyle sanığın satın aldığı ve beyanlar ve şerhler hanesinde sanığın satın alma tarihinden önce 26.12.2006 tarihli doğal sit olarak tapu kaydında tescil şerhinin bulunduğu anlaşılmıştır. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında taşınmazında balkonu camla kapatarak, sundurma yaptığını 2015 yılında taşınmazı satın aldıktan sonra bizzat kendisinin yaptırdığını, sitede bulunan çevredeki binalarda da benzer şekilde uygulamaların olduğunu, sit alanı olduğunu bilmediğini beyan ettiği, anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, bilirkişi raporları, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, 04/02/2021 Hakim havale tarihli bilirkişi raporuna göre; "Söz konusu imalatların yapının taşıyıcı sistemini olumsuz olarak etkilemediği, yapılan imalatların doğal zemine müdahale olduğu, kaldırılması halinde telafi edilemez zarar oluşturmayacağının" bildirildiği, anlaşılmakla sanığın yargılama süresince dava konusu yerin sit alanı olduğunu ve yaptığı işlemlerin suç olduğunu bilmediğine dair istikrarlı beyanlarda bulunduğu, bilirkişi raporu ve beyanlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın yüklenen suç bakımından kastının bulunmadığı kanaatine varılarak CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, "Her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı yasanın 65/1 maddesi ile birlikte TCK'nın 184/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasının da talep edilmesi gerekmekte ise de; imalatın meskenin önüne etrafı açık, zemine beton dökülmüş demir direklerle üzerinde çatı örtüsü tamamlanmış şekilde, sundurma tabir edilen nitelikli imalatın TCK'nın 184. maddesinde yazılı imar kirliliği suçunu oluşturmadığı, bu nedenle bu suç yönünden kamu davasının açılmamış olmasının hukuka aykırılık yaratmadığı, ancak imalatın yapıldığı alanın 3. derece doğal sit alanı olması, zemine beton dökülerek 32,82 m²'lik alan üzerine demir direklerle, üstü trapez sac kapalı, veranda tabir edilen bir alanın oluşturulduğu ve imalatın kaldırılmadığı, kaldırılmasının da sonuca etkili bulunmayacağı, zira sanığın taşınmazı satın aldığı 2015 yılında tapu devir işlemleri sırasında, tapunun aleniyeti ilkesi uyarınca taşınmazın sit alanında olduğunu bildiğinin (tapu kaydındaki 3. derece sit şerhi nedeni ile ) kabulünün zorunlu olduğu, bilmiyorum yönündeki savunmasının inandırıcılıktan uzak olup itibar edilemeyeceği, yapılan imalatın 3. derece doğal sit alanına fiziki müdahale niteliğinde olup sit alanının gerek fotoğraflardan ve gerekse bilirkişi raporlarından açıkça zarar gördüğünün sabit olduğu, bu nedenle sanığın 3. derece doğal sit alanına izinsiz fiziki müdahalede bulunma suçunu düzenleyen 2863 sayılı Yasanın 65/1. maddesinde yazılı suçu işlediği," gerekçeleriyle sanığın üzerine atılı suçu işediği sabit görülerek 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği; Sanığın taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında 26.12.2006 tarihli doğal sit olarak tescil şerhinin bulunduğu, davaya konu aykırılıkların giderilmediği hususu da dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Foça 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/7637, K. 2024/8178, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-7637-e-2024-8178-k-0392ddc0c72a