Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/4523 E. 2024/4933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4523
Karar No
2024/4933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/140 - 2021/191 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, anılan Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.03.2020 tarihli 2017/2105 Esas, 2020/2664 Karar sayılı ilamı ile, "14.05.2013 tarihli yapı tatil zaptında, inşaatın biriketleri örülmüş ve üstü kapatılmış halde olduğunun belirtildiği, daha sonra kolluk kuvvetlerince tanzim edilen 14.10.2014 tarihli görgü tespit tutanağında ise; bahse konu yerin tek katlı, kapı pencerelerinin takılı, dış sıvasının yapılı, pencerelerinde demir korkuluk bulunduğunun belirlendiği, bu nedenle ilk tutanaktan sonra sanığın eylemine devam etiği gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uygulanmış ise de; iddianame içeriğinde, izin alınmaksızın yapılan yapının tek katlı, kaba sıvası bitmiş, kapı ve pencereleri takılı olmayan halinden bahsedildiği, ikinci tutanakta belirlenen sanığın devam eden eylemlerinin iddianame içeriğinde yer almadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.02.2012 tarihli ve 2011/4-570 esas, 2012/51 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, hükmün konusunun, iddianamede gösterilen fiilden ibaret olduğunu düzenleyen 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi hükmü karşısında sanık hakkında, iddianamede belirtilmeyen eylemleri nedeniyle ek savunma verilerek TCK’nın 43/1. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla; sanığın 14.10.2014 tarihli tutanak ile tespit edilen devam eden eylemleri hakkında dava açılması sağlanarak, açılan dava ile inceleme konusu davanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre de; 1- Tayin olunan 2 yıl 6 ay hapis ve 6 gün adli para cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 1 ay hapis ve 5 gün adli para cezası yerine uygulama hatası yapılarak netice cezanın 1 yıl 13 ay hapis ve 5 gün adli para cezası şeklinde eksik tayini, 2- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesi ile hükmün bozulduğu, bozma ilamı üzerine mahkemece, sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2, 53. maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20.12.2011 tarih 107 sayılı kararı ile 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli bölgede bulunan dava konusu taşınmazda Harran Belediyesi görevlileri tarafından yapılan denetim üzerine sanık hakkında ihbarda bulunulduğu, dosya kapsamında bulunan olay yeri fotoğraflarından ve tutanaklardan anlaşılacağı üzere, sanığın tek katlı betonarme bina yapmak suretiyle fiziki ve inşai müdahale kapsamındaki izinsiz uygulamalarda bulunduğu, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarından da suça konu yerin 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının ve yapılan inşai faaliyetin sit alanının bütünlüğüne ve doğal dokusuna zarar verdiğinin anlaşıldığı, sit ilanına ilişkin kararın ise mahallinde mutat vasıtalarla duyurulduğu ve buna ilişkin tutanakların dosya kapsamında bulunduğu, ayrıca dava konusu taşınmazın tapuda Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olması nedeniyle eylemin hukuka aykırı bir zeminde gerçekleştiği dikkate alınarak sanığın inşai faaliyette bulunduğu yerin sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, 14.05.2013 tarihli yapı tatil zaptında, inşaatın biriketleri örülmüş ve üstü kapatılmış halde olduğunun belirtildiği, daha sonra kolluk kuvvetlerince tanzim edilen 14.10.2014 tarihli görgü tespit tutanağında ise; bahse konu yerin tek katlı, kapı pencerelerinin takılı, dış sıvasının yapılı, pencerelerinde demir korkuluk bulunduğunun belirlendiği, ilk tutanaktan sonra sanığın eylemine devam ettiği, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, 14.10.2014 tarihli eylemlere ilişkin olarak dava açılmasının sağlandığı ve açılan davanın incelemeye esas dosya ile birleştirildiği anlaşılmakla, sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetine dair hüküm tesis edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Mahkemece bozma ilamı öncesi 24.02.2015 tarihli karar ile sanığın neticeten 1 yıl 13 ay hapis ve 100,000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.03.2020 tarihli 2017/2105 Esas, 2020/2664 Karar sayılı bozma ilamı ile sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak hükmün bozulduğu anlaşılmakla; 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi dikkate alınarak, infazın 1 yıl 13 ay hapis ve 100,000 TL adli para cezası üzerinden yapılacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün (8). fıkrasının çıkarılarak yerine, "24.02.2015 tarihli hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi dikkate alınarak, sanık hakkındaki 1 yıl 13 ay hapis ve 100,000 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün infaz aşamasında gözetilmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/4523, K. 2024/4933, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-4523-e-2024-4933-k-6537a1fc2b41