Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/2682 E. 2024/2516 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2682
- Karar No
- 2024/2516
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2876 E., 2020/1632 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVATARİHİ: 23.10.2018 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin ilk olarak haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle CMK'nın 141/1-a maddesi kapsamında toplamda 100.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebi ile ikinci olarak tutuklamanın makul süreyi aştığı ve davacının makul sürede hakim önüne çıkarılmadığı iddiasıyla CMK'nın 141/1-d maddesi kapsamında 100.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminat talebini içeren davasının birleştirilmesi sonucu yapılan yargılama neticesinde CMK'nın 141/1-a kapsamındaki talep bakımından davacının ilk olarak 12.09.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 21.09.2017 tarihinde ilk kez tutuklandığı, 14.09.2018 tarihinde tahliye olduğu, tahliye kararına yapılan itiraz neticesinde 15.09.2018 tarihinde davacı hakkında yasal şartları taşıyan şekilde yakalama kararı çıkarıldığı ve davacının gözaltına alındığı, 16.09.2018 tarihinde ise mahkeme huzurunda gerekçeli şekilde ikinci kez tutuklandığı, tüm süreç boyunca gerçekleştirilen işlemlerin usulüne uygun olduğu ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle CMK 141/1-a maddesinde aranan koşulların oluşmadığı, CMK'nın 141/1-d maddesi kapsamındaki talep yönünden ise davacının tutuklanmasının ardından 22.03.2018 tarihli iddianame ile davacı hakkında birden fazla olay ve isnad nedeniyle kamu davası açıldığı, iddianamede davacı ile birlikte toplamda 20 şüpheli bulunduğu, iddianameye konu olayların karmaşık ve farklı tarih ve kişilere ilişkin olacak şekilde isnad olunduğu ve iddiaların kapsamlı olduğu, dava açıldıktan sonra ise dosyanın taraf sayısı ve iddiaların kapsamı itibariyle duruşmalarının dahi duruşma tutanaklarından anlaşıldığı üzere günlerce sürdüğü, dolayısıyla davacıya atfedilen suçun ciddi ve ağır olduğu, atılı suça ilişkin olarak yapılan yargılamadaki, delillerin sayı ve niteliği, yargılanan eylemlerin sayısı, sanık sayısı ve eylemlerin niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi göz önünde bulundurulduğunda tutukluluk süresi ve davacı hakkında makul sürede hüküm verilmemesi hususunun makul olduğu, bu itibarla CMK'nın 141/1-a ve d bentlerinde yer alan koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında yakalama, gözaltı ve tutuklama sürecinde usulsüzlükler olduğuna, yargılamanın derdest olmasının tazminat davasının ele alınmasına engel teşkil etmediğine, ikinci kez verilen tutuklama kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12.09.2017-14.09.2018 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, tahliye kararına yapılan itiraz üzerine 15.09.2018 tarihinde yeniden gözaltına alındığı ve 16.09.2018 tarihinde tutuklandığı, davacı hakkındaki yargılamanın halen derdest olduğu, davacının gözaltı ve tutuklama kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açtığı maddi ve manevi tazminat talebini içeren dava ile tutuklamanın makul süreyi aştığı ve makul sürede hakkında hüküm verilmediği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebini içeren davanın birleştirilmesine karar verildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, CMK'nın 141/1-a ve d bentleri uyarınca açılan davanın kanunda öngörülen yasal şartları taşımadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.05.2024 tarihinde karar verildi.