Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/1268 E. 2025/5683 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1268
- Karar No
- 2025/5683
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/649 Esas., 2020/2267 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, sanık müdafi, katılanlar vekil ve o yer Cumhuriyet Savcısının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsubuna karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusur raporlarına itiraz edildiğine, kontrolsüz şekilde doğrultu değiştirme manevralarını yapan ölen sürücünün asli kusurlu olduğuna, dosya kapsamında sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın olası kastla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine, kusur raporlarının yeterli olmadığına, sanık hakkında temel cezanın üst hadden belirlenmesi gerektiğine, sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 08.09.2018 günü saat 23.15 sıralarında gece vakti, aydınlatmanın olduğu, iki yönlü, üç yönlü (Y) kavşağın olduğu, olay mahalli azami hız limitinin 50 km/s olduğu meskun mahalde, sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Sakarya istikametinden Kartepe istikametine doğru seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, idaresindeki otomobilin sağ yan kısımlarıyla; kendisiyle aynı istikamette ilerisinde sola manevra ile sol tarafta bulunan ... Fırınına doğru dönüş yapmak isteyen ölen sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili sollamak istediği esnada manevraya geçen bu otomobilin sol yan kısımlarına çarpması sonucu diğer araç sürücü ... ...'nin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, dosyada mevcut 25.10.2018 tarihli bilirkişi raporu ile keşfe binaen alınan 16.07.2019 tarihli bilirkişi raporlarında; sanık sürücü ...'in kusurlu olduğu, ölen sürücü ...'ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 03.10.2019 tarihli adli raporunda: sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken kavşağa yaklaşıyor olması sebebiyle hızını her an tedbir alabileceği asgari seviyeye düşürmesi, yola gereken dikkatini vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, sollamanın yasak olduğunu belirtir düz şerit çizgisinin bulunduğu mahalde aynı istikamette ilerisinde seyir halinde olan ölen sürücü idaresindeki otomobili sollamak istediği, sollamak istediği bu otomobilin de sola manevra yapması neticesi bu otomobile önlemsizce çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu ve sanığın sabit olan meskun mahalde hız sınırının iki katı hızlı seyrederken sollama yasağının bulunduğu yolda sollama yaparak kazaya sebebiyet verme eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, kazada sanık sürücünün asli kusurlu olduğu kabul edilerek, olayın meydana geliş biçimi, kaza neticesinde bir kişinin ölmüş olması nedeniyle suçun işleniş şekli, kusur durumu ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına ve olayda sanığın mahal hız sınırlarının iki katını aşacak şekilde hızlı seyrederken sollama yasağının bulunduğu yolda sollama yaparak ve uyuşturucu maddenin etkisi altında olması nedeniyle bilinçli taksirden azami oranda cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlikelilik hâli, bunu öngörememiş olan kimsenin tehlikelilik hâli ile bir tutulamayacaktır. Neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. 5237 sayılı Kanun'un 21/2. maddesinde; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi ..." şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22/3. maddesinde: "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır." biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği "kabullenme" ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir." şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak, hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Dosya kapsamında maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, bir kişinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken kusurlu davranışların uyuşturucu maddenin etkisi altında ve 0,72 promil alkollü olduğu hâlde direksiyon başına geçip, sanığın mahkemede alınan savunmalarında 120 km/s hızla gittiğine ilişkin ikrarı ile olay yeri azami hız sınırının 50 km/s olduğu meskun mahalde hız sınırlarının iki katını aşacak şekilde seyrettiği, gece vakti önünde seyreden ölenin kullanımındaki araç ile arasında güvenli takip mesafesinde seyretmesi gerekirken sollama ve şerit değiştirme yasağı bulunan meskun mahal içerisinde sollamaya geçmeye çalışan sanığın asli kusurlu olduğunun belirlendiği, mevcut delil durumuna uygun biçimde sanığın uyuşturucu madde etkisi altında sollama yasağı bulunan ve azami hız sınırının iki katını aşmak suretiyle sollamaya çıkarak kazaya sebebiyet verebileceğini objektif olarak öngördüğü halde araç kullanmadaki becerisine güvenerek, neticenin meydana gelmeyeceğine inanmak suretiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı eylem gerçekleştirdiği anlaşıldığından bilinçli taksirle hareket ettiği; olursa olsun kastı ile hareket ettiğine, meydana gelen sonucu kabullendiğine dair somut bulgular olmadığı, eylemin olası kast olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sanık ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla, sanık hakkında hangi sınıf ehliyetinin geri alındığının belirtilmemesi suretiyle tüm sınıfları kapsar şekilde ehliyetinin geri alınmasına karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 4. bendine "B sınıfı" ibaresinin eklenmesi suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Sapanca Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi.