Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9729 E. 2023/4028 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9729
- Karar No
- 2023/4028
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1177 E., 2020/193 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 14.05.2018 HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan Ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Davacı vekili 14.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasten öldürme suçundan 06.11.2013 tarihinde gözaltına alındığını, 07.11.2013 tarihinde tutuklanmasına karar verildiği, 01.08.2017 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında beraat kararı verildiği, haksız ve hukuka aykırı tutuklama nedeniyle 100.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Davalı vekili 26.07.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep ettiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, derdest dosya bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, kanunda tazminat talep etme şartlarının oluşmadığını, öne sürmüştür. 3.Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/319 Esas, 2018/604 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 4.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/1177 Esas, 2020/193 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 06.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi, talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; Müvekkilinin suçu üstlenmediğini, maktülün otel kayıtlarında, aynı otel odasında kaldıklarına dair kayıt nedeni ile gözaltına alındığını, müvekkilinde zeka geriliği olduğunu, emniyet aşamasında baskı ve hile ile yazılan ifadenin altı imzalattırıldığını, savcı huzurunda da müvekkilinin emniyet aşamasında yazılan ifadenin içeriğini bilmediğinden çelişkili beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin kendini izah edebilecek yeteneği bulunmadığını, sorgusunda "ben bir şey demiyorum" diyebildiğini, zeka özürlü olan müvekkile baskı ve hile suç kabulünün yaptırıldığını, yasanın amacına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin ilk celseden itibaren kendisinin yapmadığını bildirmesine rağmen tutukluluğunun uzun sürdüğünü, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacının tazminata esas Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/318 Esas – 2017/458 Karar sayılı dava dosyasında kasten öldürme, nitelikli yağma suçundan yargılandığı, gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.02.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı belirlenerek, davacının dosyada şifaen olayı kendisinin gerçekleştirdiğini beyan ettiğini, emniyetteki 07.11.2013 tarihinde 00:40 sıralarında başlayarak, saat 01:50'de biten ifadesinde özetle; yakalama tutanağında belirtilen şifai ifadelerini daha da detaylandırarak mutfaktan aldığı tahta saplı bıçakla uyumakta olan maktülün belden yukarı kısımlarına bıçakla vurduğunu, beyan ettiğini, sanık savcılık ifadesinde; genel hatları ile emniyet ifadesini tekrar etmiş ancak son olarak sanığın evine gece vakti gittiklerini, maktülü emniyette fotoğrafından teşhis ettiğini belirttiği, sorgu da ise; ben hiç bir şey söylemek istemiyorum dediği, duruşmada ise olayı kendisini gerçekleştirmediğini, maktülü tanımadığını belirttiği anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanunun "Tazminat isteyemeyecek kişiler" başlıklı 144 üncü maddesinin (e) bendinde; “Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar” hükmüne yer verilmiş, konuya ilişkin benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarih, 2013/531 esas, 2015/157 sayılı kararında da, ‘’5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin 1 inci fıkrasının e bendinde açıkça adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanda bulunarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlara tazminat verilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişinin tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmelidir.’’ şeklindedir. Bu kapsamda dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; davacının (sanığın) soruşturma aşamasında alınan savunmalarında atılı suçu işlediğini kabul ederek gözaltına ve tutuklanmasına neden olduğunun anlaşılması karşısında davacının tazminat talebinin Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 144 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının e bendi gereğince tazminat isteme koşulları davamızda gerçekleşmediğinden açılan davanın reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, vekalet ücretinin 845,00 TL olması gerektiğinden bu kısmın değiştirilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/318 Esas – 2017/458 Karar sayılı dava dosyasında kasten öldürme suçundan yargılandığı, 06.11.2013-01.08.2017 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı beyan ettiği, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 15.02.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin 9 uncu bendine göre, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nispî avukatlık ücreti ödeneceği ancak ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı dikkate alınarak davalı lehine ağır ceza mahkemeleri için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı hazine lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma yapılmamıştır. Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden; 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteyemeyecek kişiler" başlıklı 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan ''Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar'' hükmü ve madde gerekçesinde yer alan "Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır." ibaresi göz önünde bulundurularak, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişi tazminat talebinde bulunamayacaktır. Bu kapsamda dava konusu somut olay açısından tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/318 Esas – 2017/458 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının (sanığın) soruşturma aşamasında 07.11.2013 tarihli avukat huzurunda savcılık ifadesinde açıkça ''Ben üzerime atılı suçlamayı kabul ediyorum. Maktül Hasan Öztürk'ü bıçaklayarak ben öldürdüm..' demek suretiyle üzerine atılı suçu ikrar ettiği, bunun üzerine tutuklamaya sevk edilerek hakkında tutuklama kararı verildiği anlaşılan davacı yönünden tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/1177 Esas, 2020/193 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.