Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9531 E. 2025/925 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/9531
Karar No
2025/925
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2144E. - 2019/2658K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Turgutlu 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.03.2018 tarihli ve 2017/196 Esas, 2018/331 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan açılan kamu davasında sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, karara karşı katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65/1-2, 5237 sayılı TCK'nın 62, 51, 52/2, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; erteleme kararı verilen sanığa ceza süresince denetim süresi tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğuna denetim süresinin daha fazla belirlenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Sanık adına hisseli tapuda tarla vasıfında kayıtlı olan Manisa ili,Ahmetli ilçesi,Kendirlik mahallesinde bulunan tapunun 107 ada 44 numaralı parselinde yer alan taşınmazda (İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğünün 14.08.2002 tarihli ve 10860 sayılı kararı ile Bintepeler Nekropolünde yer alan tümülüslerin koruma alanı olarak kabul edilen ve aynı Kurul'un 01.06.1990 tarihli ve 1946(B) sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit sınırları içerisinde yer alan tümülüslere zarar verildiği ihbarı üzerine Müze müdürlüğü uzmanlarınca yerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 06.10.2016 tarihli rapora göre Tümülüsün eteklerinde yaklaşık 5-10 metre arasında değişen genişlikte ve 70 metre uzunluktaki kısmı bahçe yapmak için yok edildiği, kuzey eteklerinde ise sulama kanalı açıldığı ve boru döşendiği yapılan izinsiz uygulamalar nedeniyle tümülüs üzerindeki yığma toprağa zarar verildiğinin tespiti ile suç duyurusunda bulunulması üzerine sanık ... ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanık ... hakkında başlatılan soruşturma kapsamında alınan ifadelerinde kazı yapmadıklarını, daha önceden çukurların kazıldığını, üzüm bağını sulamak için üzüm bağı ile tümsülün arasından boru geçirdiklerini beyan ettikleri, yürülen soruşturma neticesinde sanık ... ve temyiz dışı sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK'nın 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

Yerel Mahkemece icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 21.12.2017 havale tarihli arkeolog bilirkişi ve inşaat bilirkişi raporlarına göre; davaya konu edilen alanın 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, boru döşeme eyleminin tümülüslere zarar vermediğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; " Her ne kadar sanıklar hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama sırasında keşifn yapıldığı ve keşif sonrası aldırılan bilirkişi raporları da genel olarak incelendiğinde özetle davaya konu alanda 2863 sayılı yasaya aykırı olarak yapılan kazı çalışmaları olmakla birlikte bunların davanın açılmasına neden olan sulama amaçlı boru döşeme ile ilgisinin olmadığını, dolayısıyla davaya konu sulama amaçlı boru döşemek için tümülüsün eteklerinde açılan kanal tümülüse zarar verecek nitelikte olmadığını ve üzerinin toprakla kapatılması durumunda tümülüsün özgün formu korunabileceğinin bildirilmesi de dikkate alındığında, sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmalarına yetecek kesin ve inandırıcı delil bulunamadığı yapılan yargılama sonunda atılı suç açısından mahkumiyetine karar verebilmek için tam bir vicdanî kanaat oluşmadığı, ceza yargılamasının amacının hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının olması, masumiyet karinesi gereği bir suçlunun cezasız kalmasının bir masumun mahkûm olmasına tercih edileceği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar sanığın masum sayılması gerektiği, müstekar nitelik kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre de masumiyet ilkesi gereği şüphenin olduğu yerde mahkumiyet kararından söz edilemeyeceği, varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılamayacağı, bu durumun ceza yargılamasının amacına aykırı olduğu, nazara alındığında her türlü şüpheden yoksun somut inandırıcı deliller elde edilemediğinden" gerekçesiyle delil yetersizliği nedeni ile atılı suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde; "Yerel mahkemece işin uzmanı olmayan bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmış olması, sanıkların samimi ikrarlarından da anlaşılacağı üzere, alanın kazılarak 40cm. Derinliğinde 50m. kanal açılarak içerisinden sulama borularının geçirilmiş olması ve bu işlem nedeni ile koruma kurulundan izin alınmadığı ve söz konusu eylemin arkeolojik sit alanına zarar vermemiş olsa dahi ki (Dairemizce inceleme yaptırılarak arkeolog bilirkişi raporunda, tümülüse zarar verilmediği, kazılarak boru döşenen alanların üzeri kapatılarak tümülüsün doğal görünüm kazanabileceği belirtilmiştir) ... 2863 sayılı yasanın 65/1-2.cümlesinde yazılı arkeolojik site fiziki müdahale niteliğinde bulunacağı, yerel mahkemece sanıkların eyleminin suç oluşturmadığı, tümülüsün diğer bölümlerindeki kazı faaliyetinin de sanıklar tarafından gerçekleştirilmediği kabulü ile sanıklar hakkında beraat hükmü kurulmuş olmasının hukuka aykırı bulunduğu" değerlendirilerek Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılmasına ve sanıkların ikrar içeren savunmaları ile 1. derece arkeolojik sit alanına izinsiz olarak tarımsal sulama amacıyla boru döşeyerek izinsiz fiziki müdahale bulundukları kabulüyle mahkumiyet hükmü tesis ettiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/9531, K. 2025/925, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-9531-e-2025-925-k-5a70ea69ce93