Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6992 E. 2023/5291 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/6992
- Karar No
- 2023/5291
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1215 E., 2019/1104 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 06.09.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu iddiası ile gözaltına alınarak tutuklandığını, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/38 E. Sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda 2017/195 K. sayılı kararı ile mahkumiyetine hükmedildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 27/06/2018 tarih 2018/878 esas sayılı dosyası ile İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılarak beraatine hükmedildiğini ve beraat kararının 27/06/2018 tarihinde kesinleştiğini, davacının haksız olarak tutuklu kaldığı 9 ay 18 günlük süre için 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 150.000,00 TL tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekilinin 26.02.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerinin avukatlık ücretine ilişkin 12.500,00 TL ve cezaevinde yaptığı harcamalara ilişkin 1.205,00 TL olduğunu beyan etmiştir. 2. Davalı vekili 07.02.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2018/542 Esas, 2019/207 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.09.2019 tarihli ve 2019/1215 Esas, 2019/1104 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri 1.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine, 2.Cezaevi harcamalarının ödenmesi gerektiğine, 3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 18/01/2017 tarihinde gözaltına alındığı, İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/39 sorgu nolu kararı ile 18/01/2017 tarihinde tutuklandığı, 31/10/2017 tarihinde ise İstanbul 24.Ağır Ceza Mahkemesince tahliye edildiği, İstanbul 24.Ağır Ceza Mahkemesinin 21/12/2017 tarih 2017/38 E. 2017/195 K.sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK 314/2,3713 S.K 5/1,62 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 2018/728 E. 2018/881 K. Sayılı kararı ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak beraatine karar verildiği, temyiz edilmeksizin 27/06/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden araştırılmış, ayrıca Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 08/02/2019 tarihli cevabi yazısında, davacı ... tarafından açılmış başka bir tazminat davasına ve adı geçen şahsa merkezde yapılmış bir ödemeye ve gönderilmiş bir ödeneğe rastlanılmadığının bildirildiği anlaşıldığından mükerrir bir dava ve ödemenin olmadığı tespit edilmiştir. Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 21/02/2019 Tarih 2019/3775 ve 21/02/2019 tarih 2019/3775 sayılı yazıları ile 18/01/2017-31/10/2017 tarihleri arasında İstanbul 12. Ağır Sulh Ceza Hakimliğinin 18/01/2017 tarih ve 2017/39 sorgu sayılı tutuklama kararını infaz ettiğinin bildirildiği, İstanbul 24.Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2019 tarih 2017/38 Esas sayılı yazısı ile davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin başka cezasından mahsup edilmediğinin bildirildiği, Davacının infaz koruma memuru olduğu,aylık gelirinin 3.500,00 TL olduğu evli ve 2 çocuklu olduğu, aylık 700,00 TL kira ödediği ve 2010 model opel marka bir aracının olduğuun ekonomik ve sosyal durum tespit formundan anlaşıldığı, Davacı vekilinin 26/02/2019 tarihli beyan dilekçesi ile talep ettiği 50.000,00 TL tazminatın cezaevinde yaptığı harcamalar ile avukata ödediği ücretler ile ilgili olduğunu beyan ettiği, vekalet ücretine ilişkin olarak 23/02/2017 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin bir suretinin sunulduğu, sözleşme gereği toplam 12.500,00 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı ancak ödemeye dair herhangi bir serbest meslek makbuzu sunulmadığı, istinaf incelemesi sonucu beraatine karar verilen davacıya 1.090 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiği tespit edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminatın içeriği açıkça yazılmamış, davacı yazılı beyanında maddi tazminat talebinin cezaevinde yaptığı harcamalar ve avukata ödenen ücretler ile ilgili olduğunu beyan etmiş olması ve taleple bağlılık ilkesi gereği gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler ile ilgili olarak kazanç kaybı talebi olmadığı değerlendirilmiştir. Davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem için maddi zararları hesaplanırken yatak, yol, iaşe bedeli ile cezaevi harcamaları, cezaevi ziyaretçilerinin yol harcamaları ve benzeri giderlerinin CMK'nın 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceğinden ve avukatlık ücretine ilişkin serbest meslek makbuzu sunulmadığından maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde ise; sabıka kaydı bulunmayan ve infaz koruma memuru olarak çalışan davacının sosyal ve ekonomik durumu ile tutuklu kaldığı süre ve tutuklu kalmasına neden olan olayın cereyan tarzı ile genel hukuk ilkeleri nazara alınarak, duymuş olduğu acı ve ızdırabı gidermeye yarayacak, huzur ve tatmin hissi oluşturmaya yönelik ölçüde ve sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun ve kabul edilebilir bir miktar olarak 22.500,00 TL'nin tutuklama tarihi olan 18/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2018/728 Esas, 2018/881 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 18.01.2017-30.10.2017 tarihleri arasında 285 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 30.05.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 27.06.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Avukatlık ücretinin ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2.Cezaevi harcamalarının ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacının talep etmiş olduğu cezaevi harcamalarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (3.) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.09.2019 tarihli ve 2019/1215 Esas, 2019/1104 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Karaman Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2023 tarihinde karar verildi.