Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6345 E. 2023/2546 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/6345
- Karar No
- 2023/2546
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4342 E., 2019/879 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 14.05.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 1 gün gözaltında kalıp yapılan yargılama sonucunda beraat eden davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 136.750,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 13.06.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, maddi kaybın delillendirilemediğini, talep edilen manevi tazminat miktarın zenginleşme amacına yönelik olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 3. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/22 Esas, 2018/443 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2018/4342 Esas, 2019/879 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarih, 2019/50303 sayılı tebliğnamesi ile karara karşı başvurulan temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının taşınmak zorunda kalması sebebiyle oluşan masraflar, ihraç edilmesi sebebiyle gerçekleşen ücret kaybı ve avukatına ödediği vekalet ücretin maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının davacının süreçte yaşadığı manevi zararı gidermekte yetersiz kaldığına ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkeme gerekçesinde ".. Her ne kadar davacı meslekten ihraç sebebi ile kayba uğradığı gelirlerinin ve nakliye masraflarının tazminini talep etmekte ise de; bahse konu talebin CMK 141 kapsamında tazminat davasının konusu olamayacağı anlaşılmakla bu yöndeki maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı soruşturma aşamasında kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden bahisle maddi tazminat talebinde bulunmakta ise de; davacının avukat ücret makbuzu olarak dosyaya sunduğu makbuz örneğinin 31/08/2018 tarihli olduğu, davacının beraat kararının 31/01/2018 tarihinde kesinleştiği, başkaca dosyada davacının avukat ücreti ödediğine dair dosyada bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi zararın bilindiği gibi zenginleşmeye yol açmayacak, şahsın duyduğu manevi elem ve üzüntüyü bir nebze olsun giderecek, hakkaniyete, günün ekonomik ve sosyal şartlarına, şahsın sosyal ve ekonomik durumuna göre belirlenecek bir miktarın takdirinden ibaret olmalıdır. Şahsın beraat ettiği olay nedeniyle 10/08/2016 tarihinde gözaltına alındığı, İznik Sulh Ceza Hakimliğinin 10/08/2016 tarihli ve 2016/49 sorgu sayılı kararı ile adli kontrol şartı uygulanmak suretiyle salıverildiği, bu süre itibariyle hürriyetinden yoksun bırakıldığı anlaşılmakla haksız gözaltı durumunun yarattığı travma ve üzüntü dikkate alınarak 200 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmış ve bu doğrultuda hüküm kurulmuştur.Dava dilekçesinde hesaplanan manevi zarar üzerinden 10/08/2016 tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği görülmüş ve "taleple bağlılık kuralı gereğince" manevi tazminatın 10/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline dair karar verilmiştir." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat davasının dayanağını oluşturan Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/47-2017/16 sayılı ceza dava dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 10.08.2016 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 31.01.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu, süresinde açıldığı anlaşılmıştır. 1.UYAP'tan yapılan kontrolde halen kamuda aktif çalışan olarak görünen ve ihraçtan sonra görevine iade edildiği anlaşılan davacının maaşına yönelik maddi kaybının bulunmadığı, kaldı ki kayba yönelik iddiaların koruma nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ücret kaybına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 2.Davacının taşınmak zorunda kalması sebebiyle yaptığı masrafların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceği anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 4.Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 21.03.2019 tarihli ve 2018/4342 Esas, 2019/879 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.09.2023 tarihinde karar verildi.