Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5690 E. 2024/7737 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5690
- Karar No
- 2024/7737
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/491 E., 2020/569 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; sanık ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemenin sanık hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 43/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine Yerel Mahkemece sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 136/1, 43/2, 53/1-2-3 ve 58. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eksik araştırma ve inceleme neticesinde mahkûmiyet kararı verildiğine, usûl ve kanuna aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; sanık ...’ın, ... isimli sahte Facebook hesabı üzerinden, mağdur ... ile onun annesi olan diğer mağdur ...’in ve mağdur ... ile onun kardeşi olan İlhan’ın birlikte çektirdikleri fotoğrafları, onların rızasına aykırı şekilde yayımladığı olayda; daha önce mağdurların bilgisi ve rızası dahilinde farklı Facebook hesaplarında yayımlandığı anlaşılan mağdurların günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri resimleri, mağdurların başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceğinden, mağdurların kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte Facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesi kapsamında zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın ve sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1. 5237 sayılı TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüş iken, anılan madde ve fıkrada, suç tarihinden sonra ve karar tarihinden önce 06.03.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. maddesi ile yapılan değişiklikle ceza miktarının iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş olması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, temel cezanın asgari hadden hükmolunduğu açıklandıktan sonra, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan düzenleme nazara alınmaksızın, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 136/1. madde ve fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası tayin edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Hükmedilen cezada 5237 sayılı TCK'nın 43/2. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılırken, anılan madde ve fıkranın artırım oranı yönünden aynı maddenin birinci fıkrasına atıfta bulunmasından dolayı 5237 sayılı TCK'nın 43/1. madde ve fıkrasının da yazılması gerektiğinin dikkate alınmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2024 tarihinde karar verildi.