Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/1103 E. 2025/525 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/1103
- Karar No
- 2025/525
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/20 E., 2016/300 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri; kaza tespit tutanağında kusur dağılımı yapılamadığına, çarpma noktasının üç şeritli yolun orta şeridinde işaretlendiğine, ölenin ve ölenin kucağında seyahat ettiği anlaşılan mağdur küçüğün kemer takmadıklarına, sanığın kaza sonrası durduğu nokta göz önüne alındığında hızının yasal limitler içinde olduğuna, tanık ...'in maddi gerçeğe aykırı şekilde çarpmanın sol şeritte olduğunu beyan ettiğine, bu tanığın gerçek dışı beyanda bulunduğuna, tanıklar ... ve ...'in kaza anını doğrudan görmediklerine, kaza mahalline bir süre sonra geldikleri, öleni tanımaları nedeniyle anlatımlarının kurguya dayalı gerçek dışı beyanlar olduğuna, eldeki kanıtlara göre kaza anını ölen ve sanıktan başka gören olmadığına, şüphenin sanık lehine değerlendirilerek aksi ispatlanamayan beyanına itibar edilmesi gerektiğine,ceza yargılamasında suçluluğa ilişkin şüphe yenilememişse beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasında yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettiği, adli tıp raporunda yeşil ışıkta geçen sürücünün kusursuz olduğunun belirtilmesine göre sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği, kabule göre teşdiden ceza verilmesine, sanığa ek savunma verilmeden TCK'nın 22/3 hükümlerinin uygulanmasına, sürücü belgesinin en üst hadden geri alınmasına ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 30/11/2015 günü saat 16:20 sıralarında, sanık ...'ın sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile D-650 karayolu üzerinde Antalya istikametinden Burdur istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, sanık ...'ın istikametine göre sağ tarafta bulunan tali yoldan çıkan mağdur ...'nin sevk ve idaresindeki otomobile şoför koltuğundan çarpması sonucu yaralanan ...'nin 19/12/2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede öldüğü, yaşı küçük mağdur ...'in ise yaşamını tehlikeye sokan basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, kaza tespit tutanağı içeriğinde kırmızı ışıkta geçen sürücünün hangisi olduğu tespit edilemediğinden kusur atfı yapılmadığı, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporun ise ihtimalli olarak düzenlendiği ve kırmızı ışıkta geçen sürücü hangisi ise asli kusurlu, diğer sürücünün ise kusursuz olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, Sanık aşamalarda kendisinin yeşil ışıkta geçtiğini, kusurunun olmadığını savunmuş ise de dinlenilen tanıklardan ... ve ...'in hangi sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğini görmediklerini beyan ettikleri, tanık ...'in ise soruşturma ve kovuşturma aşamasında istikrarlı olarak sanığın yolun en sol şeridinde, kırmızı ışık kendisine yandığı halde, yolda bulunan diğer iki aracın durmasına karşın geçtiğini ve neticesinde kazanın gerçekleştiğini beyan ettiği, tanık ... ile aynı araçta bulunan tanık ... 'in ise, kırmızı ışıkta hangi aracın geçtiğini görmemekle beraber, sanık ile hastanede kaza sonrası yaptığı görüşmede “Mevla bizi bu kavşakta buluşturdu, dalgındım, kırmızıda geçip geçmediğimi hatırlamıyorum” şeklinde kendisine beyanda bulunduğunu ifade ettiği, buna göre duruşmada yeşil ışıkta geçtiğini savunan sanığın beyanları ile tanık beyanlarının çeliştiği, yine tanık ... ise, sanığa kırmızı da geçip geçmediğini sorduğunda sanığın kendisine ”bilmiyorum,yol boş olunca geçiyoruz” dediğini söylediği buna göre toplanan tüm delillere göre, sanığın kırmızı ışıkta geçtiğinin olayın oluşu ve kazanın gerçekleşme biçimi ile uygun olduğu kabul edilerek TCK'nın 85/2, 22/3. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR 30/11/2015 günü saat 16:20 sıralarında, sanık ...'ın sevk ve idaresinde bulunan otomobil ile D-650 karayolu üzerinde Antalya istikametinden Burdur istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, sanık ...'ın istikametine göre sağ tarafta bulunan tali yoldan çıkan mağdur ...'nin sevk ve idaresindeki otomobile şoför koltuğundan çarpması sonucu yaralanan ...'nin 19/12/2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede öldüğü, yaşı küçük mağdur ...'in ise yaşamını tehlikeye sokan basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı olayda, olay günü verdiği ifadesinde ve yargılama aşamasında istikrarlı şekilde sanığın kırmızı ışık ihlali yaptığını beyan eden tanık ...'in beyanları ve incelenen tüm dosya kapsamına göre, mahkemece sanığın kırmızı ışık ihlali yaptığının kabulü ile hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmediğinden ve sanık ve müdafinin de hazır bulunduğu son oturumda Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalasında, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan TCK'nın 85/2, 22/3 maddeleri uyarınca cezalandırılması isteminde bulunduğu ve sanığa esas hakkında savunma hakkı tanındığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi.