Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10121 E. 2025/2160 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/10121
Karar No
2025/2160
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/324E., 2018/737K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2016/248 E., 2017/462K. sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1, 62, 53. maddeleri uyarınca sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde; Yerel Mahkeme hükmü kaldırılarak sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4,53 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis 5.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanık müdafinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık hakkında üst hadden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve resen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR Sanığın kullanımında olan mülkiyeti hazineye ait olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilen 1. derece doğal ve 1. derece arkeolojik sit alanında kalan ... Silifke Mersin adresinde bulunan 31/367 parsel sayılı taşınmaza belediyenin imar ve şehircilik müdürlüğü ile zabıta müdürlüğü personelince 30.03.2015 tarihinde yerinde yapılan inceleme söz konusu parsellerde 14,5x10,8 metre ebatlarında pvc malzeme ile kahvaltı salonu üzeri kremit çatılı önüne 27,6x6,5 metre ebatlarında teras, 12,60x7,5 metre ebatlarında biriket duvarlı dam betonlu mutfak, 2,4x3 metre ebatlarında wc, mutfağın önüne 17,7x5,4 metre ebatlarında pvc camekanlı ruhsatsız kahvaltı salonu yapıldığının tespiti ile sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine sanık hakkında 2015/5152 soruşturma nolu 12.11.2015 tarihli iddianame ile sanığın TCK 184 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında aynı yere ilişkin olarak; Mersin Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce 12.06.2015 tarihli yazıyla aynı taşınmaza ilişkin olarak; işletmeye ait bölgede izinsiz olarak 2 katlı betonarme yapı ve tek katlı müştemilatların yapıldığı, çocuk oyun parkı ve çadır benzeri kullanımların tespiti üzerine suç duyurusunda bulunulduğu ve sanık hakkında 2015/3010 soruşturma nolu 20.07.2015 tarihli iddianameyle Silifke ilçesi Narlıkuyu mahallesi Hasanaliler mevkinde bulunan 31- 367 nolu parsellerde bulunan ve mülkiyeti hazineye ait olan taşınmazın korunması gerekli sit alanı olduğu ve bu yere tek katlı müştemilatların yapıldığı, çadır ve çocuk oyun parkları kurulmak suretiyle inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu gerekçesiyle sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece sanık hakkında açılan kamu davalarının aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmesine karar verilerek yürütülen yargılama kapsamında ; Sanık aşamalardaki savunmalarında suçlamaya konu yeri 15 yıl önce yaptığını kahvaltı salonu olarak işlettiğini aynı yerle ilgili daha öncesinde yargılama yapıldığını, seyyar gölgelik koyduğunu, oyun parkı ile kahvaltı masa sandalyelerini 6-7 yıl önce kurduğunu sit alanını bozacak bir müdahalesi olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece sanık hakkında aynı yerle ilgili olarak Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/67 esas 2010/208 Karar sayılı dosyasıyla sanığın yargılanarak mahkumiyetine karar verildiği, verilen hagb kararının itiraz edilmeden kesinleştiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Kesinleşen mahkumiyet kararına konu iddianamede içeriğine göre sanığın Silifke ilçesi Narlıkuyu beldesi Akdeniz mahallesi Cennet Cehennem bölgesinde bulunan 1. derecede arkeolojik ve doğal sit alanında annesinin ikametinin yanında daha önceden açmış olduğu kafeteryasının çevresini pimapen pencerelerle kapatıp, kuzey istikametine beton dökmek, kesme taşlarla tesfiye etmek, eve çıkan yolun kuzey kenarına 1,5-2 m yüksekliğinde 20 m uzunluğunda duvar örmek, 4 adet yörük çadırı yapmak, çevre düzenlemesi için mucur dökmek suretiyle izinsiz inşai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle hakkında 28.01.2010 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı suç tarihinin 09.09.2009 olduğu ve sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan 12.11.2015 tarihli iddianamede yer verilen aykırılıkların 2010 yılında yapılan yargılama sırasındaki keşif ve bilirkişi raporlarına göre mevcut olduklarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama kapsamında icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 03.10.2017 tarihli inşaat bilirkişi raporunda , taşınmaz üzerine 2010 yılında davaya konu edilen yapılara ek olarak 2 adet talvar gölgelik yapısı yapıldığı, 1 adet çocuk oyun parkı ve parkın üzerine gölgelik yapıldığı, mutfak bölümü genişletilerek ilave kahvaltı salonu yapıldığı, yeni yapılan aykırılıkların 19.03.2010 ila 06.01.2016 tarihleri arasında yapıldığının, belirtildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; "....Dosya kapsamından değişik tarihlerde yapılan müştemilatların hangi tarihlerde yapıldığının kesin olarak tespit edilemediği, sanığın savunmasının aksini ispatlar delile ulaşılamamış ise de Silifke 1.Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında bulunan bilirkişi raporundan hareketle sanığın 2010 yılından sonra yaptığı yapıların imar kirliliği neden olmak suçu kapsamında olup olmadığı konusunda ek rapor tanzim edilmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, sunulan raporda yapılan gölgeliğin yapı vasfında olduğunun, ancak mutfak önüne yapılan kahvaltı salonunun bina vasfında olduğunun belirtildiği, nitekim Silifke 2.Asliye Ceza Mahkemesinin birleştirilen dosyasındaki bulunan bilirkişi raporununda bu raporla uyumlu olduğu, mahkemizcede bilirkişi raporuna itibar edilerek sanığın savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu sonucuna varılarak sanığın üzerine atılı hem 2863 sayılı yasaya muhalefet suçu hem de imar kirliliğine neden olmak suçunu işlediğinin sabit olduğu,dosya içerisinde mevcut olan Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 2011/14989 esas 2012/12250 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere TCK'nın 184.maddesinde tanımlanan imar kirliliğine neden olmak suçunun özel kanunlardaki hükümlere daha özel nitelikli bir norm olduğu, özel normun önceliği ilkesi gereğince sanığın yanlızca TCK'nın 184.maddesinde tanımlanan imar kirliliğine neden olmak suçundan cezanlandırılması gerektiği sonucuna varılarak;" gerekçesiyle sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yürütülen yargılama neticesinde; "Sanığın suç yerinde bulunan adreste bina niteliğinde yapı yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olduğundan bahisle istinafa konu yerel mahkeme kararı ile TCK nun 184/1 maddesinde düzenlenen İmar kirliliğine neden olmak suçunun özel nitelikli norm olması gereğince bu suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanığın 2863 sayılı yasa kapsamında kalan söz konusu yere yapı vasfında ve bina niteliğindeki ruhsata aykırı inşaatı yapmış olduğu, 2863 sayılı yasanın 65/1 maddesinin alt sınırı ve adli para cezası öngörmesi nedeni ile TCK nun 184/1 maddesine göre daha ağır nitelikte olduğu ve TCK nun 44. maddesi dikkate alınarak sanığın 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan dolayı cezalandırılması gerekeceği anlaşılmakla" " gerekçesiyle Yerel Mahkemenin hükmü kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yerel Mahkemece aldırılan ek bilirkişi raporuna göre sanığın daha önceki yargılamada (Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/67 esas 2010/208 Karar sayılı dosyası) dava edilmemiş olan eylemlerinin gölgelik, kahvaltı salonu ve çocuk oyun parkı olarak tespitinin yapıldığı, 2010 yılında mevcut olmakla birlikte iddianame konusu edilmeyen eylemler bakımından zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu, dolayısıyla sanığın aynı yer ile ilgili olarak yargılanmış olduğu ve önceki yargılamada dava konusu edilmeyen bu yeni aykırılıklar bakımından sınırlı olarak yapım tarihlerinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda davaya konu edilen ve yeni yapılan bu yapıların 19.03.2010 ila 06.01.2016 tarihleri arasında yapıldığının belirtildiği görülmekle birlikte bu tespitin uydu görüntüleri ya da malzemelerin yıpranma durumu renk solmaları gibi teknik özellik içermediğinin de tespiti karşısında ;suç tarihinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi yönüyle Mahkemece arkeolog, çevre ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif icra edilip iddianameye konu edilen ve daha önce yargılama konusu edilmeyen gölgelik, ilave yapılan kahvaltı salonu ve çocuk oyun parkı yönüyle davaya konu yapılardaki malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları gibi teknik verilerde dikkate alınmak suretiyle yapım tarihi ( suç tarihi ) tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra müdahalelerin nitelikleri (basit – esaslı) ile sanığın eylemi neticesinde sit alanının zarar görüp görmediği araştırılarak zararın varlığı halinde, 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, zarar mevcut olmayıp fiilin “basit müdahale” kapsamında kaldığının ya da “esaslı müdahale” kapsamında kalmakla birlikte, taşınmazı içeren yerleşim biriminin bağlı olduğu idarenin (belediye - il özel idaresi-büyükşehir belediyesi) bünyesinde suç tarihi itibariyle koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğunun tespiti halinde, aynı Kanunun 65/4. maddesi; yine zarar mevcut olmayıp fiilin “esaslı müdahale” kapsamında kaldığının ve taşınmazı içeren yerleşim biriminin bağlı olduğu idarenin bünyesinde suç tarihi itibariyle koruma uygulama ve denetim bürosu bulunmadığının tespiti halinde ise, 65/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin,eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/10121, K. 2025/2160, T. 27.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-10121-e-2025-2160-k-10726ee1925f