Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/10388 E. 2024/2394 K.
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/10388
- Karar No
- 2024/2394
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/4 E., 2016/449 K. KATILANLAR : ..., ..., ... SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1.a, 52/1-4. maddeleri uyarınca 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz isteği; kusur tespitine, eksik inceleme ile karar verildiğine, maktulün asli ve tam kusurlu olduğuna, sanığın kusursuz olduğuna, beraat kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ile cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. B. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğine, ölenin banket çizgisinin dışında olduğuna, sanığın olay anında beyanından çok daha hızlı olduğuna, sanığın hızını, öleni görmesine rağmen azaltmamasının olayda olası kast veya bilinçli taksirle hareket ettiğini gösterdiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 14:30 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindek...plakalı aracı ile Sakarya-Akyazı istikametinde meskun mahalde, gündüz vakti, 6.10 metre genişliğindeki iki şeritli asfalt kaplama yaya yolu ve banket bulunmayan düz eğimli yolda seyir halinde iken, olay mahalline geldiğinde aynı istikamette ve önünde yaya olarak yürümekte olan ölen ...'a arkadan çarpması sonucu ölümüne neden olduğu olayda; kaza yeri tespit tutanağında, olay yerinde herhangi bir fren izinin bulunmadığının, araca ...'ın temas mesafesinin 18 metre olduğunun, aracın hızının yerleşim yerleri içerisinde gitmesi gereken hız limitini yüzde otuzdan fazla aştığının, kazanın oluşumunda sanığın bu nedenle kusurlu olduğunun bildirildiği, yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 16.03.2016 tarihli raporda, "...Bu kazanın yayanın yürüme alanı ve yönünü yanlış seçmesi, arkasından gelen trafiğin doğuracağı tehlikeyi hesaplamaması nedeniyle oluşan kazada, yaya ...'ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68. Maddesinin A bendinin 3.paragrafı ile, 3.paragrafın d maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumanda asli kusurlu olduğu... plaka sayılı kamyonet sürücüsü ...'ın ise, aynı Kanunun 52 ve bağlı Yönetmeliğin 101.maddesinin b bendini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır..." şeklinde görüş bildirildiği ve kazanın meydana gelmesinde sanığın tali kusurlu olduğunun kabul ve tespit edilerek Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1.a, 52/1-4. maddeleri uyarınca 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Olay günü saat 14:30 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindek...plakalı aracı ile Sakarya-Akyazı istikametinde meskun mahalde, gündüz vakti, 6.10 metre genişliğindeki iki şeritli asfalt kaplama yaya yolu ve banket bulunmayan düz eğimli yolda seyir halinde iken, olay mahalline geldiğinde aynı istikamette ve önünde yaya olarak yürümekte olan ölen ...'a arkadan çarpması sonucu ölümüne neden olduğu olayda; sanığın yasal hız sınırının en az iki katı üzerinde bir süratle seyrettiğine ya da kusur durumuna ilişkin raporlarda belirtilen dışında bir kural ihlâli yaptığına ilişkin herhangi bir tespit olmadığı gibi neticeyi öngördüğüne ve meydana gelen sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında, bilinçli taksirin ve olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, ayrıca soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile uyumlu yargılama aşamasında yapılan keşfe dayalı düzenlenen 16.03.2016 tarihli raporun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu oluşa uygun bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, tebliğnamede bu hususlarda bozma isteyen görüşlere iştirak edilmemiştir. Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK’nın 63. maddesi gereği hükümde mahsup edilmese de, bu hususun infazda gözetilebilmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Sanık hakkında kurulan hükümde, TCK'nın 85/1, 62/1. maddeleri gereği belirlenen 1 yıl 8 ay hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında, tam gün sayısının 605 gün yerine 600 gün olarak hesaplanması sebebiyle, sonuç para cezasının 12.100 TL yerine 12.000 TL olarak belirlenmesi, 2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesinin (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar" ile (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçelerine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 3. Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 52/3 ve 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddelerine aykırı hareket edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Akyazı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine, “Sanığın mali ve ekonomik durumları, şahsi hali, sosyal statüsü, cezanın sanık üzerindeki etkisi de nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK'nın 50/4 maddesi yollamasıyla 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 605 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK'nın 52/2 maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözönünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin yazılması, hükmün (1) numaralı paragrafında yer alan, "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, failin güttüğü amaç ve saik" ibarelerinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.