Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/16799 E. 2013/23316 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/16799
- Karar No
- 2013/23316
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Taksirle yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, katılanın zararı karşılanmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair İslahiye Sulh Ceza Mahkemesinin 27/02/2013 tarihli ve 2012/286 esas, 2013/88 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre suç tarihi 31/01/2012 olduğu halde, karar baslığında 06/02/2012 olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilecek yazım hatası olduğu düşünülerek yapılan incelemede, 1-31/01/2012 tarihli geçici doktor raporunda katılanın yaralanmasına ilişkin olarak kalıcı uzuv kaybı açısından 6 ay sonra uzman hekim tarafından değerlendirme yapılmasının uygun olduğu belirtildiği halde, kesin rapor alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca, hükmolunan ceza miktarının iki yıl hapis cezasını veya adlî para cezasını içermesi ve işlenen suçun da inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması durumunda, gerek Türk Ceza Kanunu ve gerekse özel kanunlardaki istisnalar dışında kalan diğer suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin olanaklı olduğu, anılan maddedeki kararın verilebilmesi için aranan 6. fıkranın (c) bendindeki zararın giderilmesi koşulunun ise, yalnızca zarar suçları bakımından uygulama yeteneğinin bulunduğu cihetle, sanığın sabıkasız olması ve ortada belirlenmiş herhangi bir zarar bulunmaması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanması için gerekli şartların mevcut olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 03/06/2013 gün ve 94660652-105-79-3829-2013/9032/35189 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2013 gün ve 2013/218075 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 31.01.2012 olan suç tarihinin, karar baslığında 06.02.2012 olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilecek yazım hatası olduğu değerlendirilmiştir. İncelenen dosya içeriğine göre; İslahiye ilçesinde faaliyet gösteren BİM adlı marketin mağaza sorumlusu olan sanığın, markete ait bir kısım eşyaların taşınması konusunda, yevmiye karşılığı eşya taşıyan katılan ve arkadaşları ile sözlü olarak anlaştığı, olay günü, katılanın marketin içinde eşya taşıdığı sırada regülatörün eline düşmesi sonucu sağ el parmaklarından yaralandığı, İslahiye Devlet Hastanesinde, uzman hekim tarafından düzenlemediği anlaşılan, dosyadaki mevcut rapora göre, katılanın vücudunda darp ve cebir izine rastlanmadığının, lezyonların uzuv kaybı ve iz açısından 6 ay sonra değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği görülmüş ise de, dosya kapsamına göre, katılanın elinden yaralandığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı gibi, katılanın sabit iz incelemesini gerektirecek veya uzuv kaybına yol açacak bir yaralanmasının bulunmadığı, kemik kırılması yönünde bir iddia veya beyan da bulunmadığından yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek düzeyde kaldığının anlaşıldığı, katılanın kesin raporunun aldırılmasına yönelik yaralanmasının bulunmadığı ve yargılamanın dosyadaki mevcut adli rapor esas alınarak sonuçlandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı; Taksirle yaralama suçunun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete tabi olup uzlaşma kapsamında kalan suçlardan olduğu, sanığın kollukta alınan 31.01.2012 tarihli ifadesinde, katılanın arkadaşının katılanın yaralanması ile ilgili olarak kendisinden “50-100 TL” istediklerinde, şikayet etmelerini söyleyip gönderdiğini beyan ettiği; katılanın da aynı tarihli beyanınında, sanığa geçim kaynağının elleri olduğunu söylediğinde, sanığın kendisine bildiğinizden şaşmayın demesi üzerine şikayetçi olduğunu beyan ettiği, soruşturma aşamasında düzenlenen uzlaşma teklif formunda sanığın uzlaşmayı istediğine yönelik beyanının, fiili durumu ve uzlaşmaya yönelik gerçek iradesini yansıtmadığı, katılanın da bu şartlarda uzlaşmayı kabul etmediğini beyan ettiğinin anlaşıldığı, sanık ile katılan arasında soruşturma aşamasında uzlaşmanın sağlanamaması üzerine, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan dava açıldığı, kovuşturma aşamasında da, tarafların uzlaşamadıkları, katılanın 27.06.2012 tarihli oturumda, olay nedeni ile yaklaşık 40 gün ellerini kullanamadığını, yeşil kartı sayesinde tedavi giderlerinin karşılandığını, zararının giderilmediğini beyan ettiği, aynı celsede, sanık ve müdafiinin, bu iddiaları kabul etmeyip, katılanın beyanlarının mesnetsiz olduğunu, zarar varsa belgelerle ispat etsin şeklinde beyanda bulunarak zarar giderme iradesini göstermedikleri, dosya kapsamına göre, sanık hakkındaki şikayetin devam edip olay nedeniyle oluşan zararın giderilmediği, ayrıca uygulanıp uygulanmamasının mahkemenin taktir yetkisi kapsamında bulunan hususların kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı, sanığa isnat edilen taksirle yaralama suçunun da tehlike suçu olmayıp zarar suçu olduğu ve somut bir zarar oluşturduğu, mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, İslahiye Sulh Ceza Mahkemesinin 27/02/2013 tarihli ve 2012/286 esas, 2013/88 sayılı hükmünde, kanun yararına bozmaya konu her iki talep yönünden de isabetsizlik görülmediğinden, kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.