Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/30097 E. 2013/22718 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/30097
- Karar No
- 2013/22718
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : TCK'nın 136/1, 62/1, 50/1-a, 52/1-2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın suç teşkil eden bir fiili bulunmadığına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekmekte olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmaya göre, sanığın, resmi nikahlı eşi olması nedeniyle daha önce bildiği katılan ...'ye ait MSN adresinin internet şifresini, katılanla aralarında boşanma davası devam ettiği ve fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, hakkı bulunmadığı halde kullanmak suretiyle bilişim sistemindeki katılana özel kısma girdiği ve burada yer alan katılanın arkadaşının elektronik posta adresine ileti gönderecek kadar süreyle hukuka aykırı olarak sistemde kalmaya devam edip, katılana ait MSN adresinin internet şifresini değiştirerek, katılanın sistemdeki kendisine ait kısma erişememesine sebebiyet verdiği olayda, Sanığın sübut bulan bilişim sistemindeki şifreyi değiştirip, katılanın sistemdeki kendisine ait kısma erişimini engellemekten ibaret eyleminin TCK'nın 244/2. maddesinde tanımlanan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, sanık hakkında TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de: 1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi, 2- Çanakkale 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.04.2009 tarih, 2009/41 esas, 2009/125 sayılı kararıyla, sanığın, 26.07.2008-22.08.2008 tarihleri arasında, katılana yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediği sabit görülerek, sanık hakkında, her iki suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 12.05.2009 tarihinde kesinleşen kararın sanığın adli sicil kaydına işlendiği anlaşılmakla, temyiz incelemesine konu edilen eylemin, anılan karardaki suçlardan önce işlendiği gözetilmeden ve sanığın sabıkasında yer alan kararın hukuki niteliği de nazara alınmadan, gerekçeli kararın son paragrafında, sanığın sabıkasız olması nedeniyle temel cezanın asgari hadden tayin edildiği belirtilip, “sanık hakkında daha önce verilmiş ve açıklanması geri bırakılmış hüküm bulunduğundan ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiş” açıklamalarına yer verildikten sonra, hükümde, “Sanığın adli sicil kaydı, dava konusu olay ve dosya kapsamı ile belirlenen suça eğilimli kişiliği dikkate alınarak mahkememizce sanığın bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varılmadığı” şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.