Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/70 E. 2026/4481 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/70
- Karar No
- 2026/4481
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1351 Esas, 2025/1336 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/281 E., 2025/453 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.09.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalılar vekili Avukat ... ve Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... kardeş olup dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde (... Ltd. Şti.) ortak olduklarını, müvekkili ...un ortağı bulunduğu ... Ltd. Şti. tarafından bedeli ödenerek 2014 yılında “...” adlı bir gemi satın alındığını; ancak geminin devir ve tescili yerine gemi maliki şirketin (... A.Ş.) tüm hisselerinin devralınması yönteminin tercih edildiğini,... San. ve Tic. A.Ş.'de müvekkili ...'un da %40 oranında ortaklık hakkı bulunduğu halde “.... A.Ş.'nin %100 hissesi devralınırken davalı ...'un, inançlı işlemle müvekkili ...'un hisseleri de dâhil tüm şirket hisselerini 25.11.2014 tarihinde kendi üzerine aldığını, bu devirden sonra unvan değişikliği ile ... Tic. A.Ş.'nin unvanının ... San. ve Tic. A.Ş. olarak tescil ettirildiğini, davalı ...'ın, taahhüt ettiği üzere davalı ... A.Ş.’nin %20 hissesini dava dışı kardeş ...’a devredip daha sonra protokol yapılarak bedelini aile şirketlerinden ödemek suretiyle hisseleri geri aldığını, ancak sözlü ve yazılı protokolle defaatle taahhüt etmesine rağmen müvekkili ...'a devretmesi gereken hisseleri devretmediğini, müvekkili ile davalının arası bozulduktan sonra grup şirketlerinde müdür olan davalı hakkında müdürlükten azil, genel kurul kararlarının iptali davaları açtıklarını, müvekkili ...'un aile üyelerinin yönlendirmesi ve haklarını alacağı beklentisiyle uzlaşı sağlayarak söz konusu davalardan feragat edip taraflar arasında imzalanan 08.01.2021 tarihli “Sulh ve İbraya Dair Çerçeve Protokol”e göre şirketlerin mevcut ortaklık yapısının revize edilmesinin kararlaştırıldığını, protokole göre müvekkili ...'un ... Ltd. Şti. ve dava konusu ... San. ve Tic. A.Ş. dahil tüm şirketlerde %40 oranında kâr payı ve hisse sahibi olacağının davalı tarafından ikrar edildiğini, müvekkilinin haklarının verileceği inancıyla davalardan feragat etmesine rağmen davalı şirketteki hissesinin verilmediğini, müvekkilin inançlı işlem kapsamında davalı ...'un uhdesinde bıraktığı %40 oranındaki ... San. ve Tic. A.Ş. hisselerinin müvekkiline iadesi için Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/418 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, anılan davada 08.01.2021 tarihli “Sulh ve İbraya Dair Çerçeve Protokol”deki bazı maddelere atıfta bulunarak tahkim itirazında bulunulması üzerine Mahkemece davanın usulden reddedildiğini, daha sonra başlatılan tahkim yargılama sürecinin halen devam ettiğini, müvekkilinin ... San. ve Tic. A.Ş.'deki %40 hissesinin tescilini dava yoluyla talep etmesi üzerine davalının muvazaalı olarak sermaye artışı ve şirkete yeni ortak almak suretiyle müvekkilinin hisselerini elde etmesinin engellenmeye çalışıldığını, sermaye artışı ve buna bağlı işlemlerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19... . maddeleri gereğince butlanına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek muvazaa nedeniyle davalı şirketin 24.04.2024 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının butlanının tespiti ve iptaline, anılan kararın tescilinin butlanının tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketin ortağı olmadığını, davanın aktif husumetten reddi gerektiğini, sermaye artırımı öncesi ... San. ve Tic. A.Ş.'nin %100 ortağının müvekkili ... olduğunu, daha sonra bir kısım hissesini dava dışı üçüncü kişiye devrettiğini, 08.01.2021 tarihli protokolün ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin olduğunu, protokolde davacının, müvekkili ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ortakları arasında yer aldığına dair hüküm bulunmadığını, bu davada müvekkili ...'a da husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 446. maddesinde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davasını açma hakkının pay sahiplerine, yönetim kuruluna ve kişisel sorumluluğu gerektiren hallerde yönetim kurulu üyelerinden herhangi birine tanındığı, davacının maddede sayılan kişilerden olmadığı, davacının genel kurul kararının iptali yönünde dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 24.04.2024 tarihli genel kuruluna ilişkin hazirun cetveline göre şirket tek ortaklı olup, hisselerin tamamının davalı ...'a ait olduğu, dava konusu genel kurul kararı ile şirket sermayesi artırılarak artırılan kısma isabet eden payların dava dışı ...'a verildiği, davacının, butlanı talep edilen genel kurul tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı olmadığı, davacı tarafça davalı şirketteki hisselerin inançlı işlemle talep edildiğinde iade edilmek üzere davalı ...'a bırakıldığı, bunu gösterir şekilde taraflar arasında 08.01.2021 tarihli protokolün imzalandığı, hisselerin devredilmemesi nedeniyle tahkimde yargılamanın devam ettiği, davacının müstakbel pay sahibi olduğunun ileri sürüldüğü, davacının 08.01.2021 tarihli protokol hükümlerine dayanarak ileri sürdüğü hususların "yeniden yapılandırma" başlıklı maddeye göre tür değişikliği ve birleşme işlemleri gerektirdiği, davacının hissedarlık durumunun sonuç olarak protokolün uygulanması ile hüküm ifade edeceği, dava konusu genel kurulun, davalı şirketin, genel kurul tarihindeki ortaklık durumuna göre hazırlanan hazirun cetveline göre yapılacağı, şirket ortağı ile olan ihtilafların şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının inançlı işlem sebebine dayandığı, buna göre hisseler kendisine döndükten sonra ortaklık sıfatını kazanacağı, butlan istemi yönünden güncel bir hukuki yararı bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Hukuki Nitelendirme ve Uyuşmazlık Dava, anonim şirket sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluğunun veya butlanının tespiti, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacının davalı şirkette pay sahibi olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davada taraf olma ehliyetinin bulunup bulunmadığı, buradan da varılacak sonuca göre pay sahipliğinin tespiti ve payların iadesi için açtığı ve tahkimde görüldüğü anlaşılan davanın sonucunun beklenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, payların bir süreliğine inançlı işlemle davalı ...'ta kaldığını, ancak daha sonra davalı ...'un hakim ortak olduğu davalı şirkette söz konusu payları iade etmekten kaçınmak için dava konusu sermaye artışına gittiğini, müvekkilinin ortaklığının tespiti ve payların iadesi için açtığı Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/418 E. sayılı dosyada, davalı tarafça 08.01.2021 tarihli Protokolde yer alan hükme dayanılarak tahkim itirazında bulunulması üzerine Mahkemece tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, bunun üzerine protokolde tanımlanan tahkim heyetine başvurulduğunu, tahkim yargılama sürecinin devam ettiğini ileri sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesince davacının TTK'nın 446. maddesinde sayılan kişilerden olmadığı, genel kurul iptali davası açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu genel kurulun, genel kurul tarihindeki ortaklık durumuna göre hazırlanan hazirun cetveline göre yapıldığı, şirket ortağı ile olan ihtilafların şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının, inançlı işlem sebebine dayandığı, buna göre hisseler kendisine döndükten sonra ortaklık sıfatını kazanacağından butlan istemi yönünden güncel bir hukuki yararı bulunduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak tarafların beyanlarından, dosya kapsamından ve UYAP'ta yapılan incelemeden anlaşıldığı üzere davacı, dava konusu genel kurul ve dava tarihi itibariyle davalı şirkette ortak görünmese de davacının davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespiti ve payların iadesi için dava açtığı, anılan davada tahkim itirazı üzerine Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 2023/418 E. sayılı dosyada, davanın usulden reddine karar verilmesinden sonra davacı tarafça aynı iddia ve taleplerle tahkim yargılaması sürecinin başlatıldığı ve tahkim yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda davacı, dava konusu genel kurul ve dava tarihi itibarıyla davalı şirkette ortak olarak görünmese de açılan dava sonucunda şirket hisselerinin davacıya aidiyetinin hükümle sağlanılması mümkündür. Bu itibarla davacının hisse devrinin inançlı işlem olduğunu iddia etmesi ve iddianın ileri sürülüş biçimi itibarıyla hakkın özünün kendinde bulunduğunu ileri sürmesi karşısında Mahkemece, davacının ortaklığının tespiti ve payların iadesine ilişkin başlattığı tahkim yargılamasının sonucu beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.