Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6135 E. 2026/3106 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6135
- Karar No
- 2026/3106
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1454 Esas, 2025/1519 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1350 E., 2025/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takip kapsamına bugüne dek ödeme yapılmadığını ve takip konusu alacağın sürüncemede bırakıldığını, davacının harç ve yargılama gideri olarak masraf yapmak durumunda kaldığını ve aldığı hukuk hizmeti karşılığında avukatına vekalet ücreti ödediğini, ayrıca icra dosyasından tahsil edilen paranın enflasyon karşısında eridiğini ve bir öneminin kalmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi kapsamında oluşan munzam zararın takip borçlusu davalılarca tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek davacının enflasyon sebebiyle oluşan zararına karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin, takibin kesinleşmesinden sonraki safhada yaptığı yargı harç ve giderleri sebebiyle oluşan zararına karşılık 500,00 TL'nin ve icra dosyasında hukuk hizmeti aldığı avukatına ödediği vekalet ücreti sebebiyle oluşan zararına karşılık 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalıların arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacının, müvekkillerinin murisinden alacağı olduğundan bahisle icra takibi başlattığını, davalıların murisinin de davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalıların murisi ile davacının arasında taşınmazların satışına dair satış vaadi sözleşmesi bulunduğunu, diğer hissedarlar sebebiyle devrin yapılamadığını, davacının iddia etiği alacağın teminat amacıyla verilen kambiyo senedine dayandığını, gerek vekalet ücretlerine yönelik bir fatura, gerek mevzu bahis edilen sözleşme, gerekse davacının zararını gösterir bir belgenin hiçbir şekilde dava dosyası içerisinde yer almadığını, dava açılış tarihi ile senet tarihi arasında vade farkının bulunmadığını, dolayısıyla söz konusu noktada enflasyondan kaynaklı bir kayıptan bahsedilebilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu kambiyo senedine faizin işlemeye devam ettiğini, icra dosyası kapsamında davalılara haciz işleminin halihazırda uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, munzam zarar iddiası yönünden, TBK'nın 122. maddesine göre enflasyonun ya da kurdaki artışların veya bankalarda mevduat için ödenen faizin, temerrüt faizinden yüksek oranda olmasının munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmeyeceği, burada davacının kanıtlaması gereken hususun, enflasyon veya kurdaki artışlar ya da mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zararı olması gerektiği, davacının, bu yönde bir maddi vakıa bildirmediği ve bu hususta bir iddia ileri sürmediği, vakıasını salt enflasyona bağladığı, o halde, davacının, munzam zarar iddiasını somut olgularla ispatlayamadığı, takibin kesinleşmesinden sonraki safhada ödenen harç ve yapılan yargılama giderleri sebebiyle oluşan zarar iddiası yönünden, davacının takipten sonra herhangi bir dava açmadığı, kaldı ki dava açılsa da açılan dosyaların karara bağlandığında mahkeme tarafından yargılama giderlerinin hüküm altına alınacağı, davalıya karşı açılan ve kesinleşen takipte kapak hesabı alındığında harç ve masrafların da içinde olduğu ve davalıdan yapılacak tahsilatın içine bunların da dahil olduğu, davalının tahsil aşaması devam eden icra dosyası varken yeniden salt icra harç ve masraflarına yönelik talepte bulunmasının hukuki yararının da olmadığı, alacaklının, aralarındaki vekalet sözleşmesi gereği icra dosyasını takip eden avukatına ödediği ücret sebebiyle oluşan zarar iddiası yönünden ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 323. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, 326. maddesinde ise kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğinin düzenlendiği, yargılama giderinden olan avukatlık ücretinin, ilgili olduğu davanın konusunu teşkil eder nitelikte fer’i bir alacak olup, ilgili davanın sonunda diğer yargılama giderleri ile birlikte hüküm altına alınması gerektiği, yani akdi vekalet ücretinin, asıl alacak olmadığından başka bir davaya konu edilemeyeceği, davacının, avukatı ile arasında kararlaştırılan avukatlık ücretinin davalıdan maddi tazminat olarak istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacağın uzun süre sürüncemede bırakılması nedeniyle harç ve yargılama giderleri ile davacının takip dosyasında hizmetinden yararlandığı avukatına ödediği vekalet ücretinin tahsili, ayrıca munzam zarar istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.